MÜZİK

Her Medeniyetin Kendine Ait Bir Melodisi Vardır

10 Haziran 2020

Prof. Dr. Yalçın Çetinkaya; çocuklarımıza ilkokuldan itibaren bu toprakların yabancısı olduğu bir müzik bilgisinin öğretildiğini ifade ediyor ve ekliyor: "Müzik eğitiminde kullanılan Blok Flüt kulağı bozan bir enstrümandır. Maalesef, öğretilen de yanlış öğretiliyor." Durum bu kadar vahimse eğer ne yapmak lazım? Her toplumun, her medeniyetin kendine ait bir melodisi varsa bu melodinin gelişmesi için ne yapmalıyız? Sohbeti Salih Cenap Baydar gerçekleştirdi.

Müzik Sahici Hayatlara Dayanır

03 Haziran 2020

"Kültür, medeniyet toprağının ağacıdır" diyor, Prof. Dr. Yalçın Çetinkaya ve devam ediyor: "Medeniyet olmayınca kültür ağacı yetişmez." "Maalesef, bugün eskiyi tüketmekten, tekrar etmekten başka bir şey yapmıyoruz." diye de ekliyor. Müziğimizin hatta medeniyetimizin içine düştüğü sorunları cesaretle ele alıyor Çetinkaya. Gerçeklerle yüzleşeceğiniz bu sohbeti Salih Cenap Baydar gerçekleştirdi.

¨Ateş Denizi¨nin Kıyısında

23 Mayıs 2020

Musiki her insanın hayatında izler bırakır. Çünkü musiki hatıraların birikiminden ibarettir. Yöremizin bir türküsünü veya bir şarkıyı neden diğerlerinden daha çok severiz? Çünkü mutlaka o türkü veya o şarkıyla ilgili bir hatıramız vardır. Türk beşlilerin eserlerini inceleyen; önemli bir kısmı halk musikimizden devşirmelerdir. Zorla ne hatıra yaratılır ne de teraküm edebilir. Kaldı ki musiki gibi asude ve müşterek bir sanat dalı niye siyasete malzeme olsun? Doğumuzda ve batımızda sıralanmış, kalkınmış veya kalkınmamış ülkelerin hiç birisinde musiki bizimki kadar siyasete malzeme olmamıştır.

Tuğrul İnançer ile Tasavvuf ve Müzik Üzerine

20 Mayıs 2020

Bir kere tasavvuf müziği tabiri mecburen ortaya konmuş çok da doğru olmayan bir tabirdir. Doğrusu tekke müziğidir. Ayrıca tekke müziği bir tür değildir. Türk Müziği içinde bir tarzdır. Bugünkü nota sisteminin yeterliliği ayrı münakaşa konusu olmakla birlikte aynı nota ile yazılır. Ama o tarza sahip olmayan biri o notalardan onu öğrenirse usta olmadan(Çünkü kâğıtta yazılmaz mûsıkî) şarkı gibi olur ama o tarzı bilen onu ilahi gibi okur. Tabi burada ilahi ve şarkı aslında çok genelleme. Çünkü şarkı da ilahi de bir form ismidir.

Ses ve Özgürlük

30 Eylül 2019

Her toplumun müziği incelendiğinde, müziklerinde onları anlatan derin melodik ifade biçimleri bulunabilir. Meselâ batı müziğinin tampere sisteminde Avrupa'yı, Hind müziğinde Hind felsefesini ve yaşama biçimini, Çin pentatonizminde özellikle Konfüçyanizm'in beş ses üzerine yorumlarını, Osmanlı-İslâm mûsikîsinde bu medeniyetin ve yaşama felsefesinin iz ve anlamlarını görebilmek mümkündür.

Kur’an ve türkü: Anadolu’nun bütün yüreklerini birleştiren iki unsur

21 Temmuz 2019

Gezdiğim ülkelerin hiçbirinin, Anadolu'daki kadar muazzam bir müzik, enstrüman, nağme zenginlik ve çeşitliliğine sahib olmadığını gördüm. Bir süre önce benim de katıldığım bir toplantıda bağlama ustası dostum Erol Parlak, Anadolu'nun bir müzik medeniyeti olduğunu söylemişti. Çok doğru bir tesbit. Ben de bu ifadeye “Anadolu bir türkü medeniyetidir” diyerek küçük bir katkıda bulunayım. Çünkü Anadolu'yu diğer bütün ülkelerden ve onların müziklerinden ayıran en önemli farkı, sadece Anadolu’da bulabileceğiniz ve dinleyebileceğiniz türküleridir. 

“Senfonik” müziği doğru anlamak…

19 Haziran 2019

Süreli bir yayın organında genellikle Osmanlı/Türk müziği üzerine yazılar yazınca ve bunun yanında arada bir de Katolik kilisesinin elinde şekillenen müziği eleştiren yazılar kaleme alınca, senfonik batı müziğine karşı iflah olmaz bir önyargıya sahip olduğumu düşünenler de olmuştur. Hatta bu konu, sevgili Adnan Tekşen ağabeyin de dikkatini çekmiş olmalı ki, kendisiyle bu konuyu konuşurken neler düşündüğümü anlatan bir yazı yazmam hususunda tavsiyede bulundu. Ben de onun bu teşvik ve tavsiyesiyle yazmaya karar verdim.

Musıki İlmi ve Musıki Aşkı

27 Mayıs 2019

Gerçekte sanat ‘kuru’ ilimle değil duyguyla, ruhla, gönülle, yaratıcı düşünceyle ve elbete aşk ile yapılır. Genel anlamda sanat ve özellikle musıki ‘aşk’ işidir ve ancak aşkla yapılırsa ruhlarda ve gönüllerde bir karşılık bulur. Fuzuli, “Aşk imiş her ne var âlemde/İlim bir kıyl u kaal imiş ancak” derken amacı ilmi küçümsemek değil, varlığın ve yaradılışın özündeki aşkı yüceltmektir. Yunus da, “Şeyh u dânişmend u fakı/ Gönül yapan bulur Hak’ı/ Sen bir gönül yıktın ise /Gerekse var yüz yıl oku” dizeleriyle bunu anlatır. 

Erol Sayan: Bir Müziği Besteci İleri Götürür

23 Mayıs 2019

​Derin bilgisiyle mûsıkîmizin el değmemiş alanlarına getirdiği çalışmalar ile zekasını deha noktasında göstermiş olan Erol Sayan, tanbur enstrümanına olan hakimiyetiyle de otoritelerin haklı ilgisini görmüştür. Tanbura olan ilgisini sapını kesip denemeler yapacak kadar ileri götüren Sayan, bestecilik için operatörlük tanımını kullanıyor. İcracıların dışarıdan baktığını söyleyen Sayan; “Besteci, keser, açar, bakar. Onun için bestecinin nazariyat yazması lazım. İcracının değil. Bir müziği besteci ileri götürür. Dolayısıyla bestecinin çok bilgili, deneyimli ve yetenekli olması gerekir” diyor. 156’sı TRT repertuarında olmak üzere, değişik form ve makamlarda 300’ün üzerinde eserin sahibi olan, müziğimizin yaşayan efsanelerinden Erol Sayan ile sizler için sohbet ettik.

Sultan-i Yegâh

01 Nisan 2018

Nereden çıktı bu Sultan-ı Yegâh meselesi derseniz, Mor ve Ötesi grubunun “cover” çalışmasını işaret ederim. 23 Mart 2018’de ünlü grup yeniden yorumladıkları parçayı (ve klibi) yayınladı. Gazetelerden Sultan-ı Yegah’ın “miksinin”, daha önce Depeche Mode, Skunk Anansie, Moby, Royskopp, Manic Street Preachers gibi dünyaca ünlü isimlerin sayısız şarkısını miksleyen Dave Bascombe tarafından İngiltere’de gerçekleştirildiğini okuduk. Sultan-ı Yegâh’ın Mor ve Ötesi yorumunu dinlediğimizde maalesef bu reklam cümlesinden de hissedilen yabancılık hissinden başka bir şey bulamadık. Parçanın klipinde elektro gitarların ve rock davullarının eşliğinde söylenen “Gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının, Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın” mısralarını dinleyip çılgınca dans eden gençler vardı. Ne şarkıcı ne o gençler “Ruhta ölüm karanlığının gizemli kanatlarından” bahsedildiğini pek anlamış gibi görünmüyordu. Öte yandan, yapılan yeniden düzenleme ile sultaniyegâh makamının parçadan âdeta sökülüp çıkartılmış olduğunu gördük. Yani ne güftenin anlamı kalmıştı ne bestenin! Kocaman, anlamsız bir boşluk… Kuru bir gürültü…