DÜŞÜNCE

Ezbercilik ezberi veya “Zekâlarımızın beli büküldü”

02 Mart 2020
Latinlerin “Vis est vita!” yani “yaşamak görmektir” dediklerini belirterek sözü bize getirir Şahin Uçar Hoca bir yazısında: “Biz yaşadık ve gördük. Aradan yaklaşık 150 yıl geçti; fakat bir türlü akıllanamadık gibime geliyor. Çünkü yaşamak görmektir; ama herkes tecrübelerinden istifade edemez. Yani tecrübe kötü bir öğretmendir. Tecrübeden istifade etmek için, tecrübenizde hangi noktalara dikkat edeceğinizi, neyi önemli neyi önemsiz sayacağınızı, bilmelisiniz.”

Artık Mitler Mit Değil

25 Şubat 2020
Hegel, Wittgenstein, Baudrillard okuruz ama annelerin ve eşlerin diyalektiğiyle hareket ederiz. Freud, Jung, Adler, Baum okuruz ama çoğunlukla son sözü muska ve nazar boncuğu söyler. Sanat, Edebiyat, Estetik, Kuramla haşir neşir oluruz ama erik dalı çalınca hepsini unuturuz. Bourdieu, Weber, Goffman, Merton, Durkheim okuruz ama bakkalın berberin şoförün tespit ve tahlillerini dinleyince, bildiklerimizi gözden geçiririz

Konuşan vicdan: Malcolm X

24 Şubat 2020
Yeryüzününün talan edilen zenginliği, artan yoksulluk ve sefalet, insanların karartılan hayatları, en temel haklardan bile mahrumiyet; bugün bir çağrı olarak duruyor önümüzde. Herkes için adaletin ve özgürlüğün tarafındayım, diyebilecek konuşan vicdanların cevaplayabileceği bir çağrıdır bu. Tıpkı Malcolm X gibi: “Özgürlüğü savunan herkesin yanındayım. Adaleti savunan herkesin yanındayım. Eşitliği savunan herkesin yanındayım. Bana oturup beklememi söyleyenlerin yanında değilim.”

Konuşmaya Dair

23 Şubat 2020
Evet, hitabet kadîm bir sanattır. Retorik, fesâhat ve belâgât gibi konular bu sanat içinde oluşmuş, zamanla alanın teorileri ve terimleri vücut bulmuştur. Böylece eğitim öğretimde müfredata girmiş, sanatın öğretimi bir ilim dalı olmuştur. Bütün bunlar konuşma tarihi açısından önemlidir; lakin şunun bilinmesi lazım: Bazen hitabet dersi almamış, bir ustadan eğitim ve okulda öğretim görmemiş kimi kişileri görürsünüz, öylesine hoş konuşurlar ki, dinleyenleri kalbinden yakalar konuşulan konunun içine dâhil ederler.

Bir Sosyal Medya Fenomeni: "Filozof Atakan"

22 Şubat 2020
Atakan Kayalar 10 yaşında. Kendi ifadesiyle 5 ayda 250 kitap okumuş. Bir kitap mağazasında felsefe ve mantık filozoflarının eserlerini incelerken çekilen videoda söylediği sözler, okuduğu kitaplar ve ileri sürdüğü fikirler ile sosyal medya fenomeni oldu.. Ben öncelikle olay ve haberlere yaklaşımımız konusunda birkaç hususa değinmek istiyorum.

Batı, İslam ve Laiklik

21 Şubat 2020
Emevi devletinin birçok konuda Bizans'ı örnek aldığı, tevarüs ettiği ve o gelenekleri Abbasilere ve sonrakilere devrettiği bilinmez şeyler değildir.. Bu bir yerde normal de karşılanmalıdır. Zira uzun yüzyıllardır kabileler halinde yaşamış ve küçük şehir devletleri dışında bir devlet tecrübesi olmamış olan Araplar, İslam'ın getirdiği çağ dönüşümüyle imparatorluk olunca kendilerinde olmayan siyaset gelenek, tecrübe ve tekniklerini bir başka yerden alacaklardı. En yakınlarındaki parlak örnek de yüzlerce yıl başkentleri Şam ve Suriye'ye hükmetmiş evrensel imparatorluk Doğu Roma idi. Oradan alınan gelenekler arasında din üzerinde devletin tam bir tahakkümü de vardı..

Kim Neyi Okur?

19 Şubat 2020
Yönetsel bir aygıtı ideolojik bir enstrümana dönüştürdüğümüzde ateşli taraftarları ve şiddetli karşıtları olacaktır. Kelimelere özel anlamlar yükleyerek, bunları amaç ve bağlamından koparmak, bize huzur ve mutluluk yerine çatışma, öfke ve düşmanlık getirecektir. Sistemin meşruiyeti dayandığı hukuki zemine bağlıdır. Bu başarılmadığı sürece vatandaş kendini sistemin sahibi değil, mağduru hissedecektir ve bu durumda bütün kabahati sisteme yükleyecektir. Bir tarafın alkışladığı diğer tarafın yuhaladığı değil, herkesin yürekten desteklediği bir yönetim biçimi olarak Cumhuriyetimize sahip çıkma dileğimiz ve arzumuzdur.

Sade Yazmak

15 Şubat 2020
“Sade” yazmak, “basit” yazmak değildir. Çoğu kimse sade kelimesini basit kelimesiyle aynı anlamda kullanır. Oysa sade, içinde derinlik barındıran bir kavram… Fakat basit, sathidir; yüzeysel, üstünkörü, aceleye getirilmiş yazıdır. Sade yazmak, herkesin “bir şekilde” anlamla ilişki kuracağı, ama üzerinde durdukça, düşündükçe metnin içinde anlam katmanlarının dürüldüğünü fark ettirmek demektir. Derinlikli, nitelikli yazmak... Basit ise, çağrışımları sınırlı yazıdır; hemen anlamı ele verir.

Laikliğin Dönüşümü, Kutsalın Dönüşü: Post-seküler Çağ

12 Şubat 2020
Türkolog Eric Jan Zürcher Türkiye’nin kesinlikle seküler bir devlet olmadığını savunuyor. Hatta bir adım daha atarak Hakan Yavuz’u da referans göstermek suretiyle Osmanlı Devleti’nin Türkiye Cumhuriyeti’ne nazaran daha bile seküler sayılabileceğini iddia ediyor. Zürcher’in Türkiye’nin seküler bir devlet ol(a)madığı yönündeki iddiasının en büyük şahidi din üzerindeki devlet kontrolü. Zürcher’e göre Türkiye’de devlet din karşısında tarafsız kalmıyor, bilakis dinin alanına girerek ‘iyi İslam’ – ‘kötü İslam’ ayrımı yaparak birincisini destekliyor, ötekini bastırıyor. Türkiye’nin niçin seküler veya laik olamadığı sorusuna ise (soruyu bir toplantıda ben sormuştum) “çünkü Türkiye’nin geleneğinde kilise yoktu” cevabını veriyor.

Ex Oriente Virus (*)

07 Şubat 2020

Hollywood felaket filmleri (Contagion, Resident Evil vs.) ne derece karanlık tablolar çizse ve ne derece toplumun bilinçaltı korkularını kaşısa da, bugün Çin'de ortaya çıkan salgının gerçeklerinin o korkuları beslemeye yetmediği görünüyor: Çin'de açıklanan ölüm sayısı 633 (6.2.2020 tarihi itibariyle). Ünlü SARS gribi ise 349 ölüme neden olmuştu. Tüm dünyaya yayılan bu salgının şu an için Çin dışında yolaçtığı ölüm ise: 2. Bizce bu rakamlar "çok tehlikeli bir salgın" ile karşıkarşıya olduğumuz haberini tekrar düşünmemizi gerektiriyor.