Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok: Altdorfer’in Resmi Bağlamında Batı-Doğu Çekişmesi

05 Nisan 2020

Gündem kaçınılmaz olarak Covid-19. İnsan acayip bir canlı. Psikolojisi,  fizyolojisini de  ruhunu da etkiliyor. İnsanlığın çok azı ruhunu, aklını ve bedenini birlikte kontrol edip bir irade dahilinde seçtiği rotada yol almayı başarmış. O yüzden çabalamaya devam. 

Bu çabalama sürecinde sosyal medya çoğumuzun kaçış alanı oldu.  Paylaşımların bir kısmı  Batı ve Doğu şeklindeki kıyaslamalar noktasında yapılmakta. Kültür çalışan bendeniz için itiraf edeyim bu kıyaslamalar   elma ile patatesin tadını ve faydasını  kıyaslamak gibi. Her kültür kendine has özelliklere, olumlu ve olumsuz kabullere, davranış ve düşüncelere sahiptir. Coğrafyadan tutun, etkileşimde olunan kültürlere kadar o kadar çok faktör var ki.  İnternet ile günümüz dünyasında da kültürel etkileşim sınırları da ayrı bir tartışma konusu.  Ama siyasi ve askeri tarih açısından bakınca olayların farklı gerçekliği olduğunu da kabul etmek gerekir.

Albrecht Altdorfer’in “Büyük İskender İssos Savaşı” tablosu, siyasi Batı-Doğu çekişmesinin en çarpıcı ifadelerini içeren sanat eseri olarak karşımıza çıkmaktadır.  Albrecht Altdorfer Alman bir ressam ve Alman Rönesansı’nın kendine has karakterini yansıtan Danube Okulu’ndan geliyor.  Bu ekolden gelen ressamlar, Avusturya ile Bavyera arasındaki Danube vadisini resimlerini konu edinmişlerdir. Ormanları ve tepeleri ile  16. yüzyılda manzara ressamlığının eşsiz temsilcilerinden olmuşlardır.  Albrecht Altdorfer 1528 yılında Bavyera Dükü IV.William’ın siparişi üzerine “Büyük İskender İssos Savaşı”  tablosuna başlamış ve eserini 1529 yılında tamamlamıştır.

 

Image

İssos Savaşı’nın konu olarak  seçilmesi rastlantı değildir. Batı ve Doğu çekişmesi Antik Yunan ve Persler yani Akamenidler ile başlatılır. Akamenidler İran’dan çıkarak Ortadoğu,Kafkaslar, Mısır ve Anadolu üzerinden  Ege kıyılarına gelmişler, Trakya bölgesinden ilerlemeye devam etmişlerdir.  Antik Yunan şehir devletleri  Büyük İskender’e kadar birleşik bir güç olamadığı için Pers akınları ile  sürekli hırpalanmışlardır. “300 Spartalı” filmini hatırlarsanız Akamenidlerin  gölgesi altındaki Antik Yunan dünyasını zihninizde canlandırabilirsiniz. Ama elbette şunu da söylemek gerek. Hollywood filmlerindeki gerçek tahrifatı inanılmaz boyuttadır.  Batı-Doğu çekişmesinin devam ettirildiği “300 Spartalı” filminde, Sparta  kısmında tarihi gerçekliğe ne kadar bağlı kalınmış ise Persler  ile ilgili de o kadar yanlış bilgi  sunulmuştur.  Filmde gösterildiği gibi İmparator  Kserkses ne yarı çıplak dolaşan ne de sapkın biridir. Aksine dünya Akamenidlerin yönetimi altında daha önce hiç görmediği demokratik yönetim ile huzura kavuşmuştur. Ticaret ana gelir kaynağı görülmüş ve bu kaynaktan faydalanmak isteyenler dirlik ve düzenden nasiplenmiştir. İmparator II.Kiros’un  Babil’i aldıktan sonra  23-11 cm. boyutunda kilden  bir silindir üzerine yazdırdıkları  ilk insan hakları bildirgesi sayılmaktadır. Boyutu küçük, içeriği büyük olan bu eserin  bir kopyası bugün Birleşmiş Milletler binasında sergilenmektedir. Silindir üzerinde halka can, mal, namus güvencesi verildiği;  dil, din özgürlüğü tanındığı; kimsenin inancına karışılmayacağı; her türlü inanca saygı gösterileceği; ırk ayrımcılığının ortadan kaldırıldığı; yöneticileri seçme hakkı tanındığı ve  devletler arasındaki anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümü için uğraşılacağı yazılıdır. II.Kiros’un bizim daha iyi bildiğimiz şekli ile II.Keyhüsrev’in  insancıl yüzünün Türk tarihinde pek karşılığı olmadığını da söylemek gerek. Yazdıklarını  İran’ın batısında bulunan kültürler ile sınırlı görmüş olacak ki bu İskitler üzerine yaptığı akınlar ve Tomris Hatun ile mücadelesi söylemlerine pek uyan bir içerikte olmamıştır. Bu silindir,  bir olayın bir medeniyetin ya da bir kişinin siyah beyaz mantığında ya iyi ya kötü şeklinde değil çok yönlü değerlendirilmesi gerektiğinin en çarpıcı örneklerinden biridir.  

Tekrar  Akamenidler’e dönersek bugün bir çok düzenli ordu ile ilgili anlayışın en iyi uygulayıcısı olmuşlardır. Tek tip giyinen askerleri, dayanıklı zırhları ve etkin silahları ile Antik Yunan şehirlerini canından bezdirmişlerdir. Bu üstünlükleri Büyük İskender’in tarih sahnesine çıkışına kadar devam etmiştir. Büyük İskender 19 yaşında tahta geçtikten sonra savunmaya değil hücuma yönelik stratejisi  ile Doğu’ya ilerlemeye karar vermiştir. Çanakkale Boğazı’nı geçtikten sonra Pers ordusunu yenmiştir. Ama asıl darbeyi İmparator III.Darius’a MÖ.333’de İssos Savaşı ile vurmuştur. İssos Ovası, tarih boyunca dönüm noktası olma özelliğini korumuş Hatay’a bağlı Erzin ilçesinin birkaç kilometre batısındadır. Burada kazanan Büyük İskender için tüm Doğu’nun kapıları ardına kadar açılmış, Hindistan ve Afganistan’a kadar ilerlemesinin önünde durabilecek bir güç kalmamıştır. Büyük İskender dönemi  Antik Yunan tarihinde Hellas yani Hellenistik olarak adlandırılır. Bu kelime, Büyük İskender’in  Batı olarak Doğu’yu dize getirmesi içeriğinde, sonrasında da sıklıkla karşımıza çıkacaktır. Nitekim Mora Ayaklanması sonrasında  Osmanlı’ya karşı Yunanistan için de benzer bir kabul 19.yüzyılda kurgulanmıştır. Bir parantez açarsak günümüzde  halen  Yunanistan milli takım formalarında “Hellas” yazar. Bu  ifadenin kullanımı, her ne kadar bizim öyle bir derdimiz olmasa da, Batı-Doğu çekişmesinin siyasi fanatizm seviyesinde devam ettirilişi açısından manidardır.

Albrecht Altdorfer “Büyük İskender İssos Savaşı” tablosu ile Antik Yunan ve Pers arasındaki savaşı konu ediniyor gibi görünse de aslında Osmanlı Ordusu’nun Viyana kapılarına dayanması nedeniyle kendi döneminin Batı-Doğu çekişmesini resmetmiştir. Artık ne Büyük İskender vardır ne de III.Darius. Altdorfer’in resminde  Batı ve Doğu çekişmesi oyuncuları değiştirilerek devam ettirilmiştir.  

Image

Çok geniş bir manzara tasarımı içinde tablo üç yatay düzlemden oluşmaktadır. En üst kısımda oldukça engin gökyüzü, orta planda deniz ve kara parçaları, ön planda ise oldukça kalabalık asker sayıları ile her iki tarafın ordusu yer alır. Altdorfer tablosundaki askerleri kendi zamanındaki giysi ve silahlar ile resmetmiştir. III. Darius ordusunda sarıklı çok sayıda Osmanlı ordusuna gönderme yapan asker tasvirleri vardır. III.Darius atlı arabası ile savaş alanından kaçarken gösterilmiştir. Tam arkasında mızrağını ona doğru yöneltmiş atın üstünde ilerleyen  Büyük İskender figürü vardır.

Image

Aslında bu kurgu Altdorfer’in daha önce yaptığı “Aziz George ve Ejderha” konulu resmine de göndermedir. Aziz George Roma döneminde yaşamış,  Roma ordusunda görev yapmış bir süvari olarak Doğu Roma topraklarında kötülüğün temsili ejderhayı yenen asker olan aziz şeklinde ünlenmiştir. Ejderha  Bizans için Doğu’dan gelen önce Selçuklu, sonrasında ise Osmanlı olarak düşünülmüş ve asker aziz kabulü de bu bağlamda güçlenmiştir. Sonrasında Batı Kilisesi tarafından da sevilen bir konu olmuş ve mızrağı ile ejderhayı öldürme anı resimlerin konusu haline gelmiştir. Altdorfer mızrağı ile kötülük temsili ejderhanın  avlanışı sembolizmini  bu resmine taşımıştır.  Büyük İskender’i Aziz George ile eşleştirmiştir. III. Darius da bir Doğulu olduğu için ejderha yerine geçmiştir.

 

III.Darius’un sol tarafında bir grup kadın figürü vardır. Bu kadınlardan bazılarını  ellerini havaya kaldırır şekilde gösterildiğini izleriz. III.Darius’un eşleri ile annesinin savaş alanında esir edilişi, sonraki tarihi kayıtlar arkasına bile bakmadan kaçan  Doğulu  hükümdar şeklinde yorumlanmıştır. Burada Altdorfer, cesaretsizlik algısını pekiştirmek niyeti ile kadın figürlerini resmine eklemiştir.

 

Orta plandaki deniz tasviri Doğu Akdeniz’e karşılık gelmektedir. Kıbrıs Adası  ve arkasında Kızıldeniz ve Nil Deltası resmedilmiştir. Büyük İskender’in zaferinin kazanımları ile Osmanlılara karşı 16. yüzyılda kazanılacak zafer sonrası kazanımlar  eşleştirilmiş ve ilk etapta en çok istenen Doğu Akdeniz hakimiyeti Altdorfer tarafından resme dahil edilmiştir.

Üst plandaki gökyüzü tasarımında tüm anlatımı toparlayan ilahi bir sembolik dil tercih etmiştir. Sol tarafa gecenin karanlığı çökmektedir ki burası III.Darius’un kaçışının yöneldiği taraftır.  Sol üst köşede ay tasviri ile bu izlenim pekiştirilmektedir.  Ayın hilal halinde oluşu Osmanlı ile ilişkilendirilen anlatım içeriğine karşılık gelmektedir. Sağ tarafta ise fırtına bulutlarını yararak şafak sökmektedir ki burası da Büyük İskender’in askeri kampını kurduğu ve Doğu Akdeniz tasarımı ardında Avrupa’ya gelen taraftır.  Tam ortada  bir levha yer alır. Levhada Latince Büyük İskender’in Perslerin safları arasında 100.000 piyade ve 10.000'den fazla süvariyi  öldürüp Darius'u yendiği yazılıdır.  Levhadan sarkan halka, aşağıda İskender’in mızrağı  ucu ile aynı hizada yapılarak levhadaki anlatımın eyleme dönüşü birbirine bağlanmıştır.

Image

Altdorfer 1528 yılında bu resme başladığında Osmanlı ordusu Viyana önlerine gelme hazırlığı içinde idi. Bilindiği gibi 1529’da Viyana Kuşatması Osmanlı açısından beklenildiği gibi sonlanmamıştır. Elbette resmettiği  gibi kaçarcasına giden bir Osmanlı ordusu olmamıştır ve görsele döktüğü  Doğu Akdeniz ile ilgili beklenti için de 300 yıla yakın daha beklenmesi gerekmiştir.

Ek bilgi  olarak Napolyon’un Altdorfer’in bu resmini çok sevdiğini ve  Saint Cloud Sarayı’na astırdığını da söylemek gerekir. Napolyon’un, ressam Altdorfer’in  bir hayal olarak resimlediği Osmanlı toprağı Mısır işgalini  gerçekleştiren kişi olması  da tarihin garip detaylarından biridir.  

Yekünlü tarihçesi  ile Batı Doğu çekişmesi bir gün biter mi? Pek mümkün görünmüyor. Ama tabi yaşam sürprizlerle dolu. Şu aralar yaşadıklarımız bunun en büyük kanıtı.

Aynur Kurt

Tarih kaynaklarında Hellenizm doğu batı kültür kaynaşması olarak tanımlanmış olsa da çok iyi biliyoruz ki Büyük İskenderin asıl amacı Yunan Kültürünü dünyaya hakim kılmaktır. Altdorfer batı dünyasının gerçeklerini fırçasından akıtmış. Daha önce ki yazılarınızda olduğu gibi bunu da heyacan ve büyük beğeni ile okudum. Kaleminize sağlık

Pa, 04/05/2020 - 23:04 Kalıcı bağlantı

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.
CAPTCHA
Bu soru bir bot (yazılımsal robot) değil de gerçek bir insan olup olmadığınızı anlamak ve otomatik gönderimleri engellemek için sorulmaktadır.
2 + 0 =
Bu basit matematik problemini çözün ve sonucu girin. Örn. 1+3 için cevabı 4 olarak girin.