GDO’lu Partiler ve Seçim Sonrası Endişeleri

18 Kasım 2015

Arka arkaya yaşadığımız iki seçimden sonra bazı endişeler uyandı bende? Kendime bile anlatamadığım, anlamaya ve anlatmaya çalışmaktan, belki de anlatamamaktan yorgun düştüğüm endişeler…

Cevabını bulur gibi olduğum zamanlarda gücümü ve cesaretimi, gücümü ve cesaretimi topladığım zamanlarda da bulduğumu sandığım cevapların doğruluğunu ve netliğini kaybettiğimi zannetmekten beslenen endişeler…

Normalleşememe, normalle normal olmayan arasındaki farkların silinmesi endişesine benzer endişeler…

Savaş düzeninde ve iki blog halinde girdiğimiz 7 Haziran seçimlerinin sürpriz sonuçlarını yorumlamak, daha doğrusu alınan sonuçların hangi sebeplerden kaynaklandığını keşfetmek, ülkemizde mebzul miktarda bulunan her büyük düşünürün öncelikli işi haline gelmişti adeta...

Herkesin şehvetle seçim sonuçlarını yorumlama çabası içine girmesi normal olabilir. Ama bu ‘normal’ endişe verici değil mi?

Siyasi partilerin ve seçmenin yokuşa sürülmüş yorgun misali gidip oy kullandığı 1 Kasım seçimlerinin herkesi yanıltan sonuçlarının ardından 7 Haziran seçimlerindeki savaş havasının, ilan edilmemiş bir ateşkese, (bazıları sanki ilan etmişti) hatta barışa benzer bir sükûnet ortamına, taşlar yerine oturdu rahatlığına bıraktı yerini.

7 Haziran ve 1 Kasım tarihi arasında hiçbir ara durağa, tevile gerek görmeyen böyle bir rahatlığa geçişte, endişe verici bir taraf yok mu?

Nasıl olsa alternatifsiziz şımarıklığıyla içinden doğduğu geniş kitlelerin özellikle ekonomik taleplerini sürekli çıkmaz ayın son çarşambasına erteliyordu iktidardaki parti. Kimi koysak kazanır rahatlığıyla aday gösterilmelerinin sebeb-i hikmeti anlaşılmayan isimleri halkın önüne sürüyordu, milletvekili seçin diye. İktidar, ülke ekonomisini yönetmenin politik tercihler bütünü olduğunu unutarak ya da bile bile, insanı ve toplumu tanımayan, emeği değersizleştiren rakam ve istatistik sevdalısı uzmanlara bırakmıştı başından beri ekonomiyi.  AK Parti, 7 Haziran akşamı o kadar hizmetin karşılığını okkalı ama ölümcül olmayan bir tokatla aldı milletten.  

Bu tokat haklıydı ama endişe verici işaretler de taşımıyor mu?

Seçimin tek galibi HDP’nin başarısına HDP’lilerden çok bu partiye oylarını kaptıran CHP’liler sevindi Haziran seçimlerinde. HDP’ye oy atanların isimlerini duydukça şaşırmaktan bitap düşüyordum. MHP’li tanıdıklarımdan bile oy atanlar vardı HDP’ye…

Bu endişe verici değil miydi? Şimdi herkes normale yani kendi adresine döndü mü?

Genel başkanlık koltuğuna oturduğu günden bugüne genetiği ile oynadığı CHP’den GDO’lu bir parti yarattı Kılıçdaroğlu. Bazılarının bütün çabalarına rağmen MHP henüz GDO’lu diyebileceğimiz bir partiye dönüşmedi, ama “hiç bilinmeyenli bir denklem” halinde isbat-ı vücud etmeye çalışıyor siyaset sahnesinde.

Ve operasyon geçirmiş olma ihtimali yüksek partilerden SP, BBP ve adında sol, sosyalist, komünist kelimeleri bulunan GDO’lu oldukları şüphe götürmeyen yok gibi varlığa sahip mikro partiler.

Bu genetiği ile oynanmış partiler konsorsiyomu neden bir davranış değişikliğine, ciddi bir itiraza yol açmıyor taraftarları arasında?

Bir soruluk bile olsa endişe edecek bir durum yok mu ortada?

Hangi güçlü duygu, umut ya da güç, hangi kin, öfke ya da amaç, normal zamanlarda çay masasında bile bir araya gelmeleri mümkün olmayan milliyetçi, dinci, laik, liberal, kapitalist, komünist, sosyalist, kürtçü, ulusalcı, kemalist, partilerin ve sivil uzantılarının genetiğiyle oynadı ve bu kadar benzemezi nasıl tek bir blog haline getirdi?

İlkeler, akideler, tarihi süreçler nasıl bu kadar kolay ve kısa sürede anlamsızlaşabildi?

Bunda endişe edecek bir şeyler yok mu?

Uğruna nice gençleri toprağa verdiğimiz bu düşünceler, bu inançlar ve ideolojiler “bir adam”ı yok etmek uğruna nasıl kendi kendini yok edebildi? Kahramanca ölen, öldürülen, hatıraları yüceltilen insanların hatıraları bir kaç oy uğruna seçim sandıklarına nasıl gömüldü?

Endişe etmeyelim mi?

1 Kasım seçimlerine giderken İthalat ve ihracatçılar, döviz borcu olanlar, dövizle kira ödeyenler perişandı. Yatırımcılar yatırımlarını biraz daha erteliyorlardı. İşsizlik artıyor, turizm sektörü dahil bir çok sektörde kötüleşmeler baş gösteriyordu.

Memur, esnaf, işçi, işsiz, emekli, İstanbul dukalığı, toprak ağaları, öğrenci kesimi ile devlet hazinesinden geçinen takımı, ev kadını, kısaca kadın-erkek, genç-ihtiyar herkes 7 Haziran seçim sonuçlarından şikâyet ediyordu.  

Vatandaşımız olmayan 2.5 milyon mülteci bile ya geri gönderilirsek korkusu içinde gözünü sandıklara dikmişti, korkuyla umut arasında.

1 Kasım seçimlerinden sonra bütün bunların cevabı bulunmuş sorular gibi ya da çözümlenmiş bir sorunlar gibi ortadan çekilmesi endişe verici değil mi?

Yoksa herkesin rahatı mı beni rahatsız ediyor?

 

 

 

 

 

  

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.