İngiltere'de Medya ve Çarpıtma


Kırk Haberin Belini Bükmek

Fiziki dünyanın yanında sanal bir dünyada da yaşıyoruz; kimi zaman kuşkuya kapılmamak elde değil hangisi gerçek diye. Bir mekanda iki dünyayı birlikte yaşadığımız bu ortamda  basın iktidarının hayatımızda oynadığı rolü yadsıyamayız; artık sanal coğrafya nüfusu coğrafi nüfus kadar etkin.

Basın-yayın sözünü ettiğimiz bu iki alanda kurgulanmış siyasi görüşleri doğrultusunda bir etki alanı oluşturma, taraftar toplama ve kendi agendaları doğrultusunda haber üretme çabasındadır.

Bu haber üretme çabaları yerel yada uluslararası olayları  temsil ettiklerini iddia ettikleri bilgilendirme adına ‘biraz doğru biraz yanlış’ bir şekilde aktarabilirler.

Bunun en güzel örneklerinden biri The Sun gazetesinin Hillsborough Stadyumu’nda Liverpool-Nottingham Forest arasında oynanan maçta (1989) 96 taraftarın ölümü 766 taraftarın yaralanmasıyla sonuçlanan felaketi sayfalarına taşıdığında kullandığı dilin tahrik edici ve bilgilerin çarpıtılarak aktarılmasıdır.

The Sun gazetesi ilgili haberde Hakikat ana başlığıyla verdiği haberin alt başlıklarında hakikat ile yakından uzaktan bir bağlantısı bulunmamaktadır. Bazı taraftarların ezilen taraftarların ceplerini boşalttığı, kahraman polislerin üstüne pislediği, sarhoş Liverpool taraftarlarının ezilen taaftarları kurtarmaya çalışanlara saldırdıkları yönündeki haberlerin aslı-astarı yoktu.

The Sun gazetesinin yazdıkları doğru değildi: yalandı.

Andığım bu gazete Paris olaylarının ardından bir kamuoyu yoklaması statistik verilerini ilk sayfaya her zamanki tahrikvar üslubuyla taşıdı: ‘Britanyalı her 5 müslümandan 1’i Cihatcı sempatizanı’. Bu verileri hangi koşullar altında derlediğisorgulanması gereken bilgilerin 2.7 milyon müslümanın yaşadığı Britanya’da müslümanların tamamını töhmet altnda bıraktığı kesin.

Statistik verileri toplayan şirketin sözcüsü The Sun gazetesinin sonucu veriş tarzının doğru olmadığı yönündeki açıklamaları doğruları çarpıtma konusunda maharetli The Sun gazetesi de kendilerinden beklenilen açıklamayı yaptı: ‘Anketi yapan şirketin editör yorumunu onaylayıp onaylamaması sözkonusu değildir. The Sun sonuçları olduğu yayınlamıştır’. The Sun gazetesinin yaptığı açıklama anketin yapıldığı noktasında doğru ancak bilgilerin aktarırken kelimelerin çağrışımı konusunda dürüst davranmamakla müslümanlara karşı işlenen suçlarda payı vardır.

Ankette sorulan sorular arasında cihatcı yorumunu gerektirecek birsoru olmadığından cihatcı gazetenin yorumu olarak haber başlığında yerıni alır.

En son raporlara göre müslümanlara saldırılarda yüzde 300 artış olduğuna baktığımızda The Sun gibi popüler bir gazetenin (diğer basın organlarının farklı dozajlada yayınladıkları haberleri de hatırlarsak) İngiltere’de yaşayan müslüman halkların sokağa bile rahatlıkla çıkmalarını etkildiğini görmekteyiz.

The Sun gazetesinin kullandığı dil seviyesinin 9-10 yaş grubu dili olduğunu da dikkate alırsak yayınladığı haberlerin etli alanının yalnız yetişkinleri değil çocukların  masum dünyalarını İslam-müslüman düşmanlığı tohumları ekildiğine tanıklık etmekteyiz.

The Sun gazetesinin haberi meyvasını vermekte gecikmedi. Leeds kentinde yakalanan bir adamın kasaptan müslümanların necis kabul ettiği bir hayvanın kelle-paçalarını alıp camilere saldıracağı haberi, yine müslümaların yoğun olarak yaşadığı Kuzey Londra’daki bir camiyi molotof atılması haberine  bakılırsa gazetenin amacına ulaştığını söyliyebiliriz.

The Sun gazetesi ve benzerleri yayınladıkları yalan haberler ile Britanyalı halkın güneşini balçıkla sıvamaktadır.