İslamofobinin Arkeolojisi
Batı açısından yeni ‘öteki’ tespit edildiğine göre, artık onun antipatik özelliklerini de halka iyi anlatmak gerekiyordu. Buna göre İslam’ın “Batılı değerlerle” uyumsuzluğu, Müslümanların geçimsizliği ve hatta İslam’ın başından beri hep kötülük kaynağı olduğu, yerine ve zamanına göre belli ölçülerde kamuoyuna aktarılmalı ve kitleler ikna edilmeliydi.Buna mukabil, ara sıra Müslümanların içinden de iyi insanlar çıktığı, onların “Batılı değerlere” uyum gösterdiklerini vurgulamak da ihmal edilmemeliydi. Böylece Müslümanlar içerisinde de bahsedilen ‘iyi’ gruba dahil olma ve kendilerinin “Batı”ya zararsız olduğunu ispat etme gayreti gelişecekti. Bu arada Avrupa’da İslam korkusu ve onun yansıması olarak ortaya çıkan nefret suçlarını farklı bir bakış açısıyla ele alarak İslam’dan ve Müslümanlardan neden korkulması gerektiği şeklinde irdelemek daha yararlı olabilirdi.O halde İslamofobi, Batının düşünce kodlarında öteden beri var olagelmiş, yeri ve zamanı geldiğinde dönemin şartlarına göre siyasi ve ekonomik hegemonyayı garanti edecek bir enstrüman olarak kullanılan, sihirli bir kavram olarak her dönemde farklı şekilde karşımıza çıkabilir.