DÜŞÜNCE

Kültürsüz Terakki: Mehmed Âkif'te Terakki Düşüncesi

22 Aralık 2015

   Modern Batı, “terakkî” düşüncesi dairesinde, dinle bilimi birbirinden ayırmakla kalmamış, İslâm’ın bilime, ilerlemeye, uygarlığa engel bir din olduğu iddiasını da yayarak, efendi-köle diyalektiği üzerinden Müslümanları peşinen “köle”liğe, “gerilik”e mahkûm etmiş, egemenliğini böylece, kendi yarattığı “ilerleme dini”nin hükümleriyle kalıcı kılmak istemiştir. Kaynağı oryantalistler olan ancak Ernest Renan’dan sonra Batı’da daha da güçlenen bu “İslâm karşıtı” düşünceye Tanzimat yıllarından itibaren Namık Kemal, Ahmet Midhat, Ziya Paşa,  Ali Ferruh, Atâullah Bâyezidof, Emir Âli, Reşid Rıza, Muhammed Abduh, Cemaleddin Afganî gibi Müslüman aydınlar, “reddiye”ler kaleme aldılar.

Aziz Sancar'ın Nobel Ödülü ve Bir "Bilim-Kondu" Ülkesinden Çıkış

17 Aralık 2015

Aziz Sancar’ın uluslararası başarısını, kendisinin de bir hayli teşne olduğu anlaşılan “kamuoyuna mal etme” amacının ötesine taşıyarak topluma mal etmek, bilim kurumlarını ayağa kaldırmakla mümkündür. Onun başarısı memlekette bilim kurumları için bir misyon haline dönüştürülmedikçe “birkaç günlük bir âlâ-yı vâlâ seramonisi” olarak kalacaktır. Böyle bir misyon için, öncelikle üniversiteleri çocuk okutan kurumlar olmaya mahkum eden şu “Yükseköğretim” heyulasından kurtulmak gerekir.

Kültürel Birikimimiz ve Anadolu Rönesansı'nın Kodları

15 Aralık 2015

Muhammed İkbal’e göre  İslam’ın ortaya çıkması, aslında akıl ve tecrübe çağının başlaması anlamına gelmekteydi. Çünkü bir yönüyle risalet, kendi kendini feshetmişti.  İslam’dan önceki eski dünya, tüm kültürler ve dinler, yeniden ve beklenmedik anda gelecek, haberler veya kurtarıcılar beklentisi içindeydi. Arap coğrafyasında ortaya çıkan İslam, bu beklentileri sona erdirerek, artık insanın kendisi, aklı ve tecrübesiyle, tabiatla baş başa kaldığını ilan etti.

Öteki Egzotiktir

02 Aralık 2015

Çok kültürlü imparatorluklardan sonra devletler, varoluşlarını ulusçuluk temeline bina etmiştir. Özellikle 100 yıldır sona ermeyen sorunlara, çatışma ve savaşlara yol açmaktadır, ulus devlet anlayışı. Her kavmin kendi devletine ulaşma çabası daraltılmış ‘biz’ sınırlamasına mahkûm ederken, ulusalcılığın hâlâ bitmeyen sorunlarla boğuşma tuzağına düşmesine de neden olur toplumların. Düşman yoksa tedbir ve güvenlik yoktur; silah edinme hırsı olmayacak. Bütün bunlarda en temel sorun Öteki anlayışındadır.

İslamofobi: Bir Algı Operasyonu

01 Aralık 2015

Gelinen bu nokta, algı operasyonunun zirvesidir. Çünkü burada artık hem Müslüman zihinler, hem de Batılı zihinler istenilen merkeze doğru yeterince yönlendirilmiştir. Batılı insanın beynine, İslam’dan ve Müslüman’dan korkması için yeterli malzeme aşılanmıştır. Batı’da yaşayan Müslüman’a da haddini bilip, üst yönetime talip olmaması gerektiği telkin edilmiştir. O artık potansiyel terörist olduğu için masumiyetini, zararsız olduğunu ve Batılı değerlere ne kadar sahip çıktığını ispat etme, Batılının güvenini kazanma mecburiyeti vardır.

25 Kasım ya da “Kelebekler Zamanı”

27 Kasım 2015

İşte size içinde yaşadığım ilginç bir gerçek hikaye. İnsanların nerede kimlerle karşılaşacağı hiç belli olmuyor. Sabırla okursanız öğrenirsiniz…Çoğunuz gibi ben de bilmiyordum. Her yıl 25 Kasım günü BM tarafından “kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele" günü olarak ilan edilmiş. Bende 2012 yılında ABD’de iken bir müddet evinde kaldığım ev sahibemden öğrendim. Her ne kadar  her probleme özel bir gün ayrılmasına karşı olsam da –çünkü bir problemin yaşandığı her an o gündür-  konumuz bu değil. Bu gün nereden geliyor ve benimle ilgisi nedir. İşte hikâyesi:

Zanlar, Emeller, İdeolojiler ve İslam

26 Kasım 2015

Uçsuz bucaksız bir okyanus düşünün. Ortasında su üstüne kalmak için çabalayan kalabalık bir insan topluluğu... Ve ne tarafa, hangi vasıtayla gideceğini tayin etmeye çalışan kalabalıkları davet eden, insanlara -sanki kendileri bilirmiş gibi- "doğru yolu" göstermeye çalışan, bunun için onları hararetle gemilerine davet eden gemi kaptanları... Bu kaptanlardan kimisi çok akıllı. Kurtuluş rotasını aklî delillerle, rüzgârların istikametiyle, akıntıların sıcaklıklarıyla, yıldızların pozisyonuyla mânâlandırıyor. Gemisinin birinci kalite malzemesinden, suya dayanıklı boyasından bahsediyor. Kimisi çok cerbezeli. İnsanların hislerine hitap ediyor. Doğru rotanın yüreğine dolan mistik bir ilhamla kendisine bildirildiğini iddia ediyor. Dinleyenleri öylesine tesir altındalar ki rotayı falan umursamıyor, önderlerinin gemisine atlayıp o hangi istikameti gösterse o tarafa doğru deli gibi kürek çekmeye hazırlanıyorlar.

Seçimin Asıl Kaybedeni Araştırma Şirketleri-2

23 Kasım 2015

Seçim anketleri niçin yapılır?

Siyasi olsun olmasın tüm kampanyalar hedef kitleyi, belirli bir amaç doğrultusunda yönlendirmek için düzenlenir.  Seçim kampanyaları da, seçmeni etkilemek ve seçmenin oyunu kazanmak için yapılır. Bu yüzden seçim döneminde kullanılan tüm araçların manipülatif işlevinin olması gayet doğaldır.  

Seçim kampanyasında kullanılan araçlardan biri olarak seçim anketleri, birbirini tamamlayan iki amaçla yapılır. Birinci amaç , mevcut  zaman dilimi itibari ile, seçmen tercihlerini ve eğilimlerini  en az hata payı ile tespit etmektir.  İkinci amaç ise, elde edilen sağlam nicel verilerin ışığında seçmen kitlesini etkilemek ve yönlendirmek yani manipüle etmektir.  Sağlam veriler ise,  ancak güvenilir bir araştırma ile sağlanır. 

Anadolu Rönesansı

23 Kasım 2015

İnsanlık tarihinin bizden önceki on binli yıllarına ait henüz çok şey bilmediğimiz için, o dönemler hakkında çok fazla yorum yapamıyoruz. Ama elimizdeki bilgiler ışığında en azından milattan sonraki tarihi farklı dönemlere ayırabilir, o dönemleri anlamamızı kolaylaştırabiliriz. Bize göre milattan sonraki dönemde,  günümüze gelinceye kadar iki büyük Rönesans yaşanmıştır. Geldiğimiz noktada yeni bir Rönesans yaşanmak zorundadır. Ama bu Rönesans nasıl olmalıdır? Bizleri Rönesans’a iten sebepler nelerdir? Rönesans’ın olmazsa olmazları neler olacaktır?