Neredeyse her ay açıklanan açlık ve yoksulluk sınırlarında bir yaşama mahkûm edilen milyonlarca çalışanın varlığı bile çok büyük ve temel bir insani, ahlaki sorun olarak önümüzde duruyor. Aynı şekilde sosyal, kültürel haklarından kabul edilmesi mümkün olmayan bir takım yasal düzenlemelerle mahrum bırakılan, inançlarından, ideolojik-politik görüşlerinden dolayı baskı ve şiddet gören, mağduriyet yaşayanların çokluğu umut kırıcı düzeydedir. Asimilasyonun, yok saymanın, baskının, şantajın, manipülasyonun sistematik bir şekilde işlediği, insan onurunu ve izzetini periyodik şekilde aşındıran politikaların ve ekonomi-politik bir ilişki ağının işler vaziyette olduğu da ortadadır.