DÜŞÜNCE

Haydi Köyümüze Geri Dönelim

25 Haziran 2019

Yaşadığımız yüzyılda köy kavramının revize edilmesine ihtiyaç vardır. Batı bu sorunları çoktan çözmüş durumdadır. Mevcut haliyle köyü süblime etmek yerine ulaşım, iletişim ve benzeri kentin sağladığı olanaklardan yararlanma gibi konularda batı standartlarında bir dönüşümün sağlanması gerekir. Köyler boşaldı bu nedenle patates ve soğan pahalandı görüşü ise son derece naif bir bakış açısıdır. 

Herkesin Bildiği

25 Haziran 2019

Herkesin bildiği şeyleri bir daha söylesem, açık, basit, sihirsiz, hesapsız, kitapsız, iyi niyetli kelimelerle, has dairedekilerin duymadığı, söyleyemediği şeyleri, kırdığınız aynalar gibi bir araya getirip bir daha söylesem, söyleyenin dokuz köyden kovulduğu fakat hükmü duran hakkı, Allah’ın gördüğünü kula, bir kez daha… Olur ya, bu kez belki işitirsiniz diye, çünkü insan kaybederken kulağı daha açık olur seslere, hem bir zamanlar siz de çocuktunuz, ne güzel gülümserdiniz, mazlumdunuz, pes etmemiştiniz fakat sabretmiştiniz diye, bu dil sizin ana diliniz, yeniden belki hatırlarsınız diye…

Namaz Kılmanın Dayanılmaz Hafifliği

20 Haziran 2019

Çok açıktır ki, Allah nezdinde dini ibadetler, dünyevi hiçbir anlam taşımaz. Dini ibadetlerin, ibadet eden kişi açısından manevi bir anlamı ve sonucu olabilir. Dolayısıyla bir Müslüman ibadet edince, (haşa) rabbini büyütüp, ibadet etmeyince küçültmüyor. İbadetin Yaradana değil, yaradılmışlara faydası var. (Mutlak varlık) Allah’ın Müslümanların ibadetine ihtiyacı yok. (Muhtaç varlık) Müslümanların Allah(cc)’a ibadet etmeye ihtiyaçları var.  Şunu da bilmek lazım: Daha çok ibadet edince daha fazla dünya nimetine mazhar olunmuyor. Makam, para, statü için ne kadar çok yalvarılırsa, kullara bu dünyalıklar o kadar fazla bahşedilmiyor.

Alevilerin Talepleri ve Siyasi İktidar

19 Haziran 2019

Türkiye’de farklılıklarını ve kimliksel aidiyetlerini  dile getiren kesimlerin talepleri, bir demokratikleşme/bir hak ve özgürlük sorunu olarak değil, bir ‘kesimin’ talepleri olarak algılanmaktadır. Birinci yanlış budur. İkinci yanlış ifade edilen taleplerin, otorite tarafından kuşkucu bir tavırla, ideolojik ve siyasi  zeminde çözümlenmeye çalışılmasıdır. Elbette bu çözümleme, statükocu savunma anlayışı ile niyet okumaya kadar götürülmektedir.

Neo-Kozmopolitler kimler?

14 Haziran 2019

Çağdaş bir değer olarak bireysellik; günümüzde aidiyet, kimlik, din, ırk, cinsiyet ve düzen yerine geçmiştir. İnsanlığın geleceğini belirleyecek gelişmeler artık gerginlik alanında cereyan etmektedir. Eşitlik, öyle bir ortamda Anywheres tarafından bir kurtuluş olarak algılanmakta ve onları her türlü “iç” ve “dış” engellerden kurtarmaktadır. Bu önemli bir açmazdır: İçinde yaşadıkları toplum onları bir tehdit olarak mı algılıyor yoksa güvenlik kaygısı duyarak mı o toplumda yaşıyorlar? Çevresindeki sınırlar bir savunma hattı mıdır yoksa kendilerini gözetim altında mı hissetmektedirler? Bugün onları “tehdit unsuru” olarak gören çevreler mevcut, tıpkı kimlikleri tehdit olarak algıladıkları gibi.

Yüksek Yüksek Tepelere Kariyer Kurmasınlar

12 Haziran 2019

Lise giriş sınavı  henüz bitmiş, üniversite giriş sınavı yaklaşmakta  iken  bir akademisyen ve bir veli olarak “velilerin hırsları”  konusuna değinmek istiyorum. Öğretim sistemi  ile ilgili tartışmalar devam ederken, sorunun önemli aktörlerinden veliler kendi hataları konusunda eleştirilmeye  pek hevesli değiller. Oysa çuvaldızı kendimize batırma zamanımız geldi de geçiyor. 

Bir Dokun Bin Ah İşit

29 Mayıs 2019

Bilimsel çalışmaların ciddiyeti ve niteliği konusunda bizzat öğretim üyelerinin inancı kalmamış durumdadır. Dünya biliminin geldiği noktada, ülkemizde yapılanlar zevahiri kurtarmaktan ibarettir. Bilimsel yayınların sayısı arttığı halde impakt faktörleri yerinde saymaktadır. Bir öğretim üyesinin bir yurt dışı kongresinde on dört bildiride adının olması ise bizim bilimsel çalışmaya nasıl baktığımızı özetlemeye yeter.

Seçmenlerin Seçimi

27 Mayıs 2019

Televizyon konuşmaları ile seçmen tercihleri arasında oldukça narin bir ilinti var: Bu ilintinin adı mantıksal tutarsızlık. Şunu demek istiyoruz: Televizyon programlarında analitik ve mantıksal olarak tutarlı bir fikri bütünlük dile getirmek mümkün değildir. Dolayısıyla fikir özgürlüğü kapsamına girmesi mümkün enformasyon yayınlayan bir aygıt değildir televizyon. İzahı çok basit: Diyelim ki, kendi içinde mantıksal tutarlılığı ve bütünlüğü olan bir fikir dile getiriyorsunuz. Bir öncülümüz var, “insanlar ölür”. Bu öncülden çıkarımda bulunarak, “Sokrat insandır” kanıtını ileri sürüyorsunuz. Artık bu öncül ile kanıtı ileri sürüldükten sonra, her kim olursa olsun ve her nerede olunursa olunsun sonuç asla değişmeyecektir: “Sokrat da ölür”.

Dünyadan Sana Ne? Senden Dünyaya Ne?

Ali K. Metin
27 Mayıs 2019

Hamaset, bilindiği gibi entelektüel zihinler açısından pek makbul sayılmaz. Bu yüzden entelektüel zihinlere nüfuz etme biçimi nispeten daha dolaylı yollarla olur. Daha sofistike bir dile bürünmek, mantıkla ilişkisini hepten koparmamak zorundadır. Ne ki içerdiği totolojiyi sorgulamaya yanaşmaz, yaşadığı körleşme ya da farkında olduğu riskler sebebiyle kendi asabiyesini sorun etmeden geçer. Tam da bu teğet geçişler sayesinde söylemin şehvetine kendisini kaptırır. Hakikat adı altında kumdan görkemli kaleler inşa eder.

Acaba Neden?

27 Mayıs 2019

Türk edebiyatında 'Uyurgezerler romanının bir muadili mevcut aslında: Yakup Kadri'nin 'Kiralık Konak' eseri. Ama biz daha ileri gidelim. Herman Broch, Stefan Zweig seviyesinde bir yazar iken Mithat Cemal Kuntay, Thomas Mann ayarında bir romancımız. Onun tek eseri 'Üç İstanbul' bir dünya klasiği niteliğinde ve Elias Canetti'nin 'Körleşme', Thomas Mann'ın ' Buddenbrocks' ve Herman Broch'un ' Uyurgezerler' romanlarından daha üstün. Fakat ne yabancı dillere çevrilir ne de okullarda okutulur.