DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020
Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

Vehbi Başer'le İslamcılık Üzerine Gıyabi Bir Söyleşi

20 Eylül 2021
İslamcılık bugünkü anlamda daha çok II. Meşrutiyet döneminde ortaya çıkmıştır. Sultan II. Abdülhamid'in panislamist siyasetine rağmen, İttihad-ı İslam kavramı daha geniş manada kültür, siyaset ve toplum projesi olarak ortaya çıkmıştır. Esas itibarıyla İslamcılık, batılı güçlerin İslam dünyasına, özellikle askeri ve ekonomik alanlardaki meydan okuyuşunun hız kazandığı 19. ve 20. yüzyıl başlarından Müslüman aydınların aradığı kurtuluş çarelerinden biri olarak ortaya çıkmıştır. Kavramı Türkiye'de ilk kullanan Babanzade Ahmed Naim'dir. O da olumsuz anlamda kullanmıştır. Kavram üzerinden mutabakat bulunmamaktadır. Vehhabi İslamcılığı, Selefi İslamcılığı, İrancı İslamcılık, Sufi İslamcılık gibi farklı eğilimleri de kapsamakla birlikte, bu bakış genel bir bakıştır.

Olguyu Bırakıp Yorumlarımızla Kavga Etmek

20 Eylül 2021
Toplum olarak her konuyu siyasal bir kutuplaşmaya dönüştürüp tartışmamız doğruların saptırılmasına yol açıyor. İçine nefret ve düşmanlık katılmış her söz gerçeğin dışına çıkıyor. İnsanlar doğruları sadece taraf olduğu gruptan bakarak görmeye çalışıyor. Bu durum ise aklıselimi ortadan kaldırıyor. Tarafgirlik aklın gözlerini kör ediyor. Akıllı bir söz etmeye kalksan iki tarafında düşmanlığını kazanıyorsun. Çünkü bizden olmayan bize karşı mantığıyla bakılıyor.

Laiklik, Laikçilik, Din Devleti: Hangisini Tercih Ederdiniz?

17 Eylül 2021
Din devleti de, laikçilik de biri diğerine tercih etmeye değmeyecek, kötü alternatiflerdir. Din devleti belirli bir din ve mezhep anlayışını resmi din, mezhep veya ideoloji olarak dayatmakta, bireylere tercih imkânı vermemekte; resmi din veya mezhebin, aslında fiilen iktidar sahiplerinin din ve mezhep anlayışlarının kalıpları dışında kalanlar için hayat cehenneme çevrilmektedir. Laikçilik uygulamasında ise tersinden, Türkiye'de örneğini uzun süre gördüğümüz üzere dindar-muhafazakâr kitleler kamusal alandan dışlanmakta, kamusal imkânlardan mahrum bırakılmakta, inancı ve kılık-kıyafetinden dolayı baskılara ve hukuksuz muamelelere maruz kalmaktadır.

Tarihin Tekerrüründen Tekerrürün Tarihine

15 Eylül 2021
Tarihi yapanlar anlatıldığı üzere büyük bir imparatorluk kurmak, müreffeh bir toplum oluşturmak veya binlerce yıl anılmak için mi çalıştı acaba? Yoksa en basitinden insani veya ilahi bir sevgiye nail olmak için mi? Sezar keşke Kleopatra’nın bir sonuç değil sebep olduğunu söyleyebilseydi. Keşke herkes Züleyha kadar cesur yürekli olsaydı.

Memur Zammı, Merdiven Altı Sendikacılık veya Dünya Nasıl Kurtulacak?

09 Eylül 2021
Böylece farklı sesleri susturmanın, alternatif görüşleri yok etmenin ve sendikal tekelleşmeye gitmenin önünü de açtılar. Ayrıca 80-90 TL için sendikasını değiştireceğini düşündükleri memuru aşağıladılar, memurlara kendi elleriyle onursuzluk isnat ettiler. Sendikalı olma imkânı olmayan 2 milyondan fazla memur emeklisini ve 350 bin civarında polisi, 220 bin civarında subay, astsubay ve uzman erbaş ile on binlerce mülki idare amiri, mit mensubu, hâkim, savcı ve ceza infaz memurunun seyyanen zamdan mahrum kalmasına neden oldular. Rüşvet eskiden gizli, el altından verilirdi o yüzden belgesi olmazdı. Maalesef şimdi gözlerimizin önünde üstelik resmi kayıtlara geçirilerek veriliyor.

Mûsıkîde Hâmil-i Kart Gönderen Kişiye Lâyık Olmak

03 Eylül 2021
Mûsikîmizin ekol olmuş yorumcularından olan İnci Çayırlı, Münir Nurettin’in gözde öğrencilerinden olmasının hâlâ karşılığını gösteriyor. Kendisine has bir üslubu ve yorumuyla dinleyenlerinin gönlünde taht kurmuş olan Çayırlı, inci gibi bir sesle adıyla müsemma bir yoruma sahip. Klasik eserlere gösterdiği özen kadar yeni ve farklı eserlere gösterdiği alaka, dikkate değer bir ilgiyi fazlasıyla hak ettiriyor. 60 yılı aşkın sanat hayatında müziğimizin devleriyle yaptığı çalışmalar kendisinin geldiği noktanın da önemli bir göstergesi… Hocalarıyla birebir yaptığı bu çalışmaları yorumlarken karşılıklı olarak meşk usulüyle yaptığı çalışmaların kendisine olan faydasını ise şöyle ifade ediyor: “Biliyorsunuz nota bilseniz de o zaman nota kapanırdı, Emin Ongan Hoca bize kulaktan şarkı geçer ve notayı gördüğü zaman da kızardı. Bir gün notadan okuduğumu gördü ve ‘ne yapıyorsun sen’ dedi. Ve ekledi; ‘Çabuk notayı çevir, nota yok’ dedi. İnanın benim o dönemde öğrendiğim bütün şarkılar aklımda. Münir Hoca ve Emin Hoca’nın meşk derslerinde repertuvarım müthiş zenginleşmiştir.” Mûsikîmizin bu dev yorumcusuyla sizin için görüştük…

İtaatten İsyana Afganistan

29 Ağustos 2021
Bizler bugün Afganistan’da yaşananları sadece mağdur açısından değerlendirirsek gelecekte yaşayacaklarımız hususunda yeterli bilgiye sahip olamayız. Ulusal ve uluslararası basında -ki buna ABD basını da dâhil- çok net bir şekilde ABD’nin başarısızlık hikâyesinden bahsediliyor. O zaman şu soruyu soralım. ABD ne yapmış olsaydı Afganistan’da başarılı olmuş olurdu? Afganistan’da barış ve huzuru tesis etseydi, Afganistan’da demokratik bir yönetim kurabilseydi, Afganistan’da kişi başına düşen milli geliri 15.000 Dolara çıkarsaydı, Afganistan’ı bölgenin nükleer bir gücü haline getirseydi veya Afganistan’ı ABD’nin bir eyaleti yapsaydı. Ne yazık ki ABD bunların hiçbirini yapamadı. İyi ama bunları yapmasını beklemek için bir tek mantıklı nedenimiz var mı? O zaman ABD Afganistan’da başarısız olmadı, yapması gerekeni yaptı ve gitti.

Dünyanın Birikmiş Öfkesi

29 Ağustos 2021
Kelimenin doğrusu vardiya mı, vardiye mi? Bu meselenin acilen halledilmesi lazım. Zaten bunun dışında kayda değer bir sorun da görünmüyor. Atasoy işi tamam, kaşıkçı işi hemen hemen, Ergenekon tamam, andımız küllendi, Trump işi tamam. E çok şükür yazıyoruz, fuarlar dolup taşıyor. Okumasak da bir bolluk bereket var. Enflasyon, zam, hayatın gerçekleri. Yemene bakıp şükretmek lazım. Sonra halkımız sağduyuludur, şükür ve sabırla atlatır. Şu seçim işini de atlatırsak, gel keyfim gel. Vardiya mı, vardiye mi, ben buraya takıldım.