DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020

Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

Fıkıh İlmine Dair Bir Musahabe

13 Ağustos 2020

Gazzali merhum ilimleri tasnif ederken ilm-i fıkh’ı seküler (dünyevi) ilimler arasında saymıştır. Fıkıh, kaynakları ilahi; dalları beşeri bir Tuba ağacıdır. İlahi nassların, kitap ve sünnetin beşeri yorumudur. Bir yorum diğerini nakzetmez, ortadan kaldırmaz. Bu durumda insanlar fıkıh marketindeki yorumlardan birini beğenip alınca ayıplanamayacakları gibi, içtihatlardan biri için “bu tek doğrudur” denmez; “bu benim seçip beğendiğim, aldığım doğrudur” denir.

Bir Sosyal Medya Deneyi(mi)nin Düşündürdükleri

10 Ağustos 2020

Sosyal medya hakkında düzenleme yapılacağına dair gündem oluşunca sosyal medya kullanımındaki bilinci ölçmek, özellikle arkadaş seçimlerinde neye özen gösterildiğine dair veri toplamak amacıyla gerçek olmayan (fake) bir facebook hesabı açmıştım. Başlangıçta hiç profil fotoğrafı koymadım, Cinsiyetini erkek, yaşını 45 olarak belirttim. (Cinsiyet kadın seçilse belki daha anlamlı / belirgin sonuç verebilirdi, kim bilir?) Hakkında kısmındaki okul, meslek, iş vb. alanlarının bir kaçına tamamen gerçek dışı (hatta, bazıları diğeriyle bağdaşmaz nitelikte) bilgiler yazdım.

Dalgalı Denizde Aşk Aile ve Evlilik

10 Ağustos 2020

20. yüzyılın ortasında doğanlar hem dünyadaki hem Türkiye’deki önemli siyasal, ekonomik, toplumsal, kültürel, teknolojik değişimlere tanık oldular. Bunlardan biri de benim. Birkaçını hatırlayalım. İkinci Dünya Savaşının ertesi, iki kutuplu bir dünyanın oluşumundan kaynaklanan, soğuk savaş döneminin tüm psikolojik ideolojik gerilimlerini yaşadılar. Türkiye açısından Marşal yarımıyla başlayan sanayileşmenin ilk adımları. Çok partili siyasi hayata geçiş. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat, 27 Nisan e-bildirisi ve daha bir çoğu. Sanayileşmeye bağlı kentleşmenin getirdiği  değişimler. Teknolojideki akıl almaz bir hızla gerçekleşen yenilikler. Toffler’ın deyişiyle 3. Dalga. Bu değişimlerin getirdiği gerilimler, zaman zaman derinleşen ve kırılan ideolojik/kültürel fay hatları. Değişimlere bağlı siyasal yapılanmalar ve siyasetin dili.

Adalet İmkan mı İmkansızlık mı?

09 Ağustos 2020

Adaletin dağıtılma yöntemine bağlılık gösterenler çoğaldıkça adalet anlayışı (aynı zamanda ideoloji de; çünkü ideolojiyi var eden de bir biçimde adaleti dağıtma biçimindeki farklılıklardır) bir değere dönüşüp toplumsal düzende hakim hale gelmektedir. Dolayısıyla adalet konusundaki paradigma farklılığı toplumun üyelerinin inanç farklılığında aranmalı; adalet hususundaki paradigma değişikliği de toplumsal inançtaki değişime endekslenmelidir.

Önceliğimiz Hangisi ? Risk Yönetimi mi? Kriz Yönetimi mi?

08 Ağustos 2020

Kriz; ekonomik sebepler, doğal afetler, siyasal açmazlar ve toplumsal olaylardan kaynaklanabilir. Krizin en belirgin özelliği belirsiz bir durumun ortaya çıkmasıdır. Ortada hazır şablon bir çözüm bulunamaz. Olayların niteliğine göre denklemi yeniden kurup yaratıcı çözümler üretmek gerekir. Bu aynı zamanda yeni bir gelişmenin kapısını da aralayabilir. Gerek ülke yönetiminde gerekse insanın hayat yolunda beklemediğimiz gelişmeler bir kriz doğurabilir. Bu hayatın olağan akışında her zaman olabilecek bir durumdur. Kriz yönetimi ancak yeni koşulları dikkate almak, esnek düşünebilmek ve bilinen çözümler yerine farklı çözümler üretmekle mümkün olur.

Kifayetsiz Muhterislerin Can Simidi: Mantık Hataları

07 Ağustos 2020

Çoğumuzun şu veya bu zamanda, konuşurken, düşünürken ve yazarken içine düştüğümüz, bazılarımızın bilerek yapmamaya çalıştığı, ama elinde sağlam deliller ve entellektüel dağarcığında yeterli birikim olmayan kifayetsiz muhterislerin adeta bir can simidi gibi sarıldığı başlıca mantık hataları 11 başlık altında toplanabilir. Bazen kasıtlı olmadan, bilinçsizce yapılsa da çoğu kez bilerek, isteyerek, kasıtlı olarak, gündem değiştirmek, dikkati başka yöne çekmek ve birilerini itibarsızlaştırmak amacıyla yapılan başlıca mantık hatalarının her biri aşağıda kısaca açımlanmıştır.

Cinsiyetçi şiddetin psiko-sosyolojisi

30 Temmuz 2020

Farz-ı muhal kızımız ona açıldı, zalim baba da imana geldi… Evlendiler. Ne oldu? ‘Zalim baba’nın yerine geçen yazıcı, öteki erkek, bu kez mabedin yeni sahibi oldu. Zalim babanın devrinde Ortodoks mabediyken faraza Katolik mabedine çevrilen kadın, hala erkek tanrılarının kapatması. Mihraptaki Meryem gibi, önce mabede girmesine izin verilmez. Zekeriya’nın, bir koruyucu erkeğin, himayesi sayesinde mabette yer edinen Meryem, kucağında İsa bebekle kavmine geldiğinde, bu kez iffetsizlikle suçlanır.

Yazarın Kendine Yabancılaşması

30 Temmuz 2020

Özellikle öykü ve roman yazarları okudukları kitaplarla birlikte eserlerini oluştururken kendi hayatlarından ve yaşadığı toplumdan beslenirler. Bazı yazarlar sadece kendi hayat deneyimlerinden yola çıkarak eser verirler. Ama bu kaynak çok sınırlıdır. Bu nedenle bazı yazarlar kendi biyografik dünyalarındaki anlatacakları bittiğinde eser vermeyi bırakır. Bazı yazarlar ise yaşadıkları toplumdan beslenirler. Toplumdan beslenme halinde daha geniş bir alan vardır. Çünkü toplumdaki çeşitlilik ve değişkenlik oldukça fazladır.

Mekanın Pazarlaşması ve Kentin Dönüşümü

27 Temmuz 2020

Kent günümüzde birçok imkanın ve sorunun kesiştiği bir mekan. Prof. Dr. Cengiz Anık ve Dr. Adnan Tekşen bu söyleşide tarih içinde kentin ortaya çıkışına zemin hazırlayan gelişmeleri anlattıktan sonra modern toplumda kentin nasıl oluştuğunu, kentin sanayi toplumuna geçiş nedeniyle kırdan aldığı göçü nasıl massettiğini ortaya koymaya çalışıyorlar.