DÜŞÜNCE

Osmanlının Bir Kültür Politikası Var mıydı?

10 Nisan 2020

Çaldıran Savaşı sonrasında Tebriz ve çevresinden getirdiği çok sayıda sanatçı ile Doğu ve Batı kültürleri arasında yeniden bir sentez oluşturmuş ve böylece doğu Türk-İslam kültüründe teşekkül eden birikimle Osmanlı kültürünü son bir kez güçlendirmiştir. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman döneminde siyasi alanda olduğu gibi kültürel alanda da elde edilen parlak başarılar İstanbul’un fethi sonrasından itibaren yatırım yapılmaya başlanan kültürel birikimin muhteşem patlamasıdır. Kuşkusuz, Kanuni Sultan Süleyman atalarından devraldığı birikimi en üst düzeyde teşvik ederek bunun gelişmesine zemin hazırlamış ama başka alanlar gibi asıl daha önceki birikimlerin bir anlamda  değerlendiricisi olmuştur.

10 Derste Fikri İktidar Olmanın Yolları

27 Ekim 2020

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Fikri İktidar olamadık tespiti bir durum tespitinden ziyade bir kabullenmedir. İktisadi alanda yapılan; alt yapı yatırımları ya da inşaat temelli kalkınma modelinin kültürel anlamda bir müteahhitliğe sebep olmadığı aşikardır. 18 yıllık iktidar sürecinde bilimde, sanatta elle tutulur, gözle görülür başarıların ya da çıkışların olmaması bu durumun ispatıdır.

Pakdil, Aliya veya Efsaneleştirerek Etkisiz Kılmak

27 Ekim 2020

Unutmamak lazım ki; odağında bu insanların yer aldığı iddialı anmalarımız ancak bu tür işlevleri varsa önemli ve anlamlıdır. Aksi taktirde sofistike bir sessizleştirme/susturma taktiği de olan/olabilen anmaların günümüz dünyasında daha çok bu yönleriyle, görev savıcı bir ritüel olarak, kullanıldıklarını biliyoruz. O yüzden anmalarımızdaki aşırılık biraz da içeriğe olan uzaklığımızdan, o uzaklığı görünmez kılma telaşımızdan kaynaklanmıyor değil.

Soybağlarından Para Kazanılan Çocuklar Konusundaki Duyarsızlığımız

Evlilik dışı veya ensest ilişkiden dünyaya geldiklerinin deşifre edilmesi çocukların adeta damgalanmasına yol açar. Bu ise çocukların kendini değersiz hissetme, suçluluk duyma gibi duygular yaşamalarına neden olacaktır. Program tarihinde yaşları çok küçük olan çocukların ise damgalandıkları için bu duyguları ileriki yıllarda yaşamaları kaçınılmazdır.

Emmanuel Macron'un "Ayrılıkçılık" Yasası Fransa'da "Birlikteliği" Sağlar mı ?

20 Ekim 2020

Laik cumhuriyeti önceleyen, bireyi ve sivil toplumu devlet otoritesini ve yasaları kullanmak suretiyle ortak bir milli irade içinde uzlaştırmaya çalışan jakoben Fransız ruhu bugün bütün canlılığı ile varlığını sürdürmektedir. Bu anlayış bizim için ne kadar kabul edilemez ise en azından bir kısım Fransız aydını açısından da benzeri söylemlerin dile getirildiğini görmekteyiz. Adı ve içeriği her ne kadar daha uzlaşmacı bir hale getirilse de bu kanun birkaç ay sonra karşımıza çıkacak.

Yazma ve Konuşma Ahlâkı: Çamur At İzi Kalsın

20 Ekim 2020

Günümüzde sosyal medya denen uçsuz-bucaksız alanda yazılan yazılar, yapılan konuşmaların önemli bir kısmı bilgi ve haber kirliliği yaratıyor ve hatta niyeti hâlis olmayan insanların minberi hâline gelmiştir. Son zamanlarda iç ve dış medyada yazılıp çizilenler ve sarf edilen ölçüsüz sözler aklı selim bir insanı ciddi anlamda düşündürüyor, ümitsizliğe sürüklüyor. Takriben kırk yıldır hasbelkader ilmî ve fikrî yazılar yazan bir insan olarak beni derinden inciten, vicdan ve ahlak anlayışıma sığmayan bir konuyu örnek olarak vermek istiyorum.  

Akademik Dil ve Akademik Türkçe

18 Ekim 2020

Türkçeyle bilim yapılamayacağı, Türkçenin bilim dili olmadığı ya da bilim dili olarak yetersiz olduğu yönündeki görüşlerin arkasında Türkçenin terimler ve akademik sözcükleri yeterince karşılayamadığı düşüncesi yatar. Ancak bu düşünce temelsizdir. Çünkü hiçbir dil öylesine bilim dili değildir. Dillerin kendiliklerinden bilim dili olma gibi bir ihtiyaçları da yoktur. Buna karşılık her dil konuşurlarının sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarına cevap verebilecek durumdadır. Terimler ve teknik sözcükler ise dilde zaten var olan sözcükler değil ilgili alanda araştırma yapanlar tarafından türetilen ve tanımlanan sözcüklerdir.

Suç deyimlerde ve Atasözlerinde mi ?

17 Ekim 2020

İnsanın düşünceleriyle davranışları arasında tezat olursa bu insanı huzursuz eder. İnsan uzun süre bu huzursuzluğu taşıyamaz. Diyelim ki bir kişi hem yalan söylüyor hem de yalanın kötü bir davranış olduğu düşüncesini taşıyor. Yani düşüncesiyle davranışı çelişiyor. Buna psikolojide bilişsel uyumsuzluk denir. Düşünce ve davranış çatıştığında hangisi galip gelir? Elbette davranış galip gelir. Çünkü davranışı değiştirmek zordur ama düşünceyi davranışa göre uyarlamak daha kolaydır.

Batı’nın Çifte Standardı: Ermenistan’ın Gence ve Mingeçevir Katliamı

17 Ekim 2020

Bu katliam tarihteki birçok katliamla ortak bir kadere sahip. Bir an bu katliamın Gence’de değil Erivan’da yaşandığını hayal edin. Saatler içinde BM’den AB’ye NATO’dan MİNSK Grubun’a kadar irili ufaklı birçok “uluslararası” örgüt açıklamalar yapıp en yüksek perdeden saldırıyı kınar, bu insanlık suçunun faillerine karşı yaptırımlar uygulanacağını duyurur ve harekete geçilirdi. Peki hayal ettiğimizin tam zıttı Azerbaycan topraklarında yaşandı. Uluslararası örgütlerden henüz tek kelimelik bir açıklama duyulmadı.

İnsanlık Cephesinde Değişen Bir Şey Var mı?

15 Ekim 2020

2500 yıl önce; Sokrates bazı kişiler tarafından suçlanır ancak suçlayanın kim oldukları tam olarak bilinmemekle birlikte genel kanı bunların Meletos ve Aristophanes olduklarıdır. Her yerde Sokrates'in kötü, yalancı bir insan olduğu, her şeye karıştığı, eğriyi doğru diye gösterdiği dedikodusunu yayarlar. Aristophenes, Sokrates'in öğrencilere para karşılığında ders verdiğini, öğrencilerin aklını karıştırdığını yazar.