Muhammed Ali Fenomeni

17 Ocak 2020

(Muhammed Ali'nin doğum yıldönümü dolayısıyla)

Muhammed Ali fenomeni çağdaş Müslüman dünyada tekabül ettiği rol ve gördüğü işlev bakımından iç içe geçmiş birkaç katmanda değerlendirilebilir. Biz bu makalede psikolojik, sosyolojik ve siyasal katmanlarda Muhammed Ali etkisine kısaca dikkatleri çekmeye çalışacağız.

Muhammed Ali psikolojik olarak protest, sosyolojik açıdan ezilmişlerin temsilcisi ve nihayet siyasal düzlemde sivil haklar hareketinin bir parçası olarak zenci ve Müslüman kimliğini yücelten bir figürdür. Bu itibarla Muhammed Ali Clay’in yumruğu sömürge düzeninin suratına aşkedilmiş bir tokat mesabesindedir. Türkiye’nin de dahil bulunduğu coğrafya için Muhammed Ali mazlumların temsilcisi ve yüzakı olarak olağandışı bir kıymeti haizdir. Bir nesil Muhammed Ali’de kendinden bir parça, kimi zaman ilham kaynağı, kimi zaman bir yoldaş bulmuştur.

Böyle adamlar belki de yüz yılda bir gelir. Kendi profesyonel alanı olan boksta başarılı, aynı zamanda medyayı ve algı yönetimini iyi kullanabilen, ahlaki duruşundan, evrensel insani ilkelerden ödün vermeyen bir aktör...

 

En büyük olmak: psikolojik etki

 

Muhammed Ali bir boksör olarak yaptığı işin “en iyisi” unvanını hak etti. Ancak ve ancak şampiyon olduktan sonra Müslümanlığını ve adını açıkladı... Ezilmişlere barışçıl bir varoluş yolu gösterdi. Şikayet etmek veya kadercilikten başka üçüncü bir yol olduğunu, bunun kendini var etmekten ibaret bulunduğunu kendi hayatıyla gösterdi.

Olmak, yapmaktan önceliklidir, Muhammed Ali bunu gösterdi. Ezilmiş veya kendini haksızlığa uğramış hisseden kesimlerin kendilerini var etmeleri için örnekler çok önemlidir. Muhammed Ali zencilere ve Müslümanlara örnek olmayı başardı. Bunu, sadece kendisi olarak yaptı.

Muhammed Ali’nin içinden geldiği ve/ya temsil ettiği gruplar açısından en önemli psikolojik etkisi onlara umut aşılamak oldu. Bir kişi başarmışsa herkes başarabilir.

Muhammed Ali örneğinde gördüğümüz gibi bazen  bir boksör sadece bir boksör değildir. O da bu bilinçle davrandı, tercihler yaptı. Mesela Vietnam’da savaşmamak için çok basit ve ahlaki bir gerekçesi vardı: “Benim bu adamlarla bir alıp veremediğim yok” deyiverdi.

Muhammed Ali ile aynı ahlaki tavrı gösterip Vietnam’da savaşmayı reddeden bir başka Amerikalılın gün gelip devran dönüp başkan olduğunu da hatırlayalım.

Demek ki gelmiş geçmiş en büyük boksörün gücü sadece yumruğunda değil, aslında yüreğindeydi. Onun yüreği ezilmiş halklara, zulme uğrayan zencilere, sistemden dışlanan Müslümanlara rehber oldu.

 

Çıkış yolu göstermek: Sosyolojik etki

 

Toplumlar ve toplumu teşkil eden gruplar bir çıkış yolu bulamadıklarında toplumsal kaosa ve patlamaya hazır hale gelirler. Muhammed Ali, bireysel başarısıyla onu kendisinin temsilcisi addeden dünyanın her yerindeki ezilmiş, dışlanmış, horlanmış gruplara “başka bir yol mümkün” mesajı vermiş oldu.

Zencilerin spor ve sanattaki görece başarıları tesadüf değildir. Kurulu düzen tarafından siyaset ve ekonominin üst yönetiminden dışlanan gruplar kendilerine başka çıkış yolları arar ve bulurlar. Nitekim İslam tarihinin ilk 50 senesi hariç, yüzyıllar boyunca Arap olmayanlar askeri ve siyasi kademelerde yükselememişlerdir. Bunun neticesi “mevla” adı verilen gayriarap unsurların kendilerini bilim, felsefe, sanat gibi alanlarda var etmeleri olarak tecelli etmiştir. Yöneticiler Araplardan olunca büyük ulemanın neredeyse tamamı Arap olmayanlardan teşekkül etmiştir.

Zenci caz yapar, zenci iyi koşar ve bir siyahi Muhammed Ali kelebek gibi dans eder, arı gibi sokar...

Bir başka siyahi Maya Angelou anlattığı hikayeler ve söylediği şiirlerle büyüler toplumu.

Böylece Amerikan toplumu ve bütün dünya siyahilerin de Amerika kıtasının eşit vatandaşları olduğu gerçeğini özümser.

Farklı olanların başarı hikayeleri ırkçı şiddetin zeminini yok eder ve çift yönlü uyum sürecini başlatır.

 

İtirazı olan adamın siyasal etkisi

 

Muhammed Ali kurulu düzene itirazını görsel ve somut bir dille ifade etmeyi başardı. Onun, ezilenlerin gerçek sözcüsü Malcolm X’le birlikte görüldüğü fotoğraflar maşeri vicdanın uyanışı açısından çok önemlidir. İki refik aynı tarikte buluşmuştur o karelerde. Üstelik Martin Luther King Jr’ı da dışlamayan bir yoldur. Adalet herkes için, vicdan herkes için, ahlak tüm insanlık için...

Muhammed Ali, sadece rakibini dövüp kenara çekilen bir boksör olmadı. Rakibini nakavt ettikten sonra söyleyeceği bir cümle çok önemliydi onun için. O cümleler, bir kitabın önsözüne yazılan ithaf cümleleri gibidir. Kitabı herkes okumayabilir, ancak o kitabı eline alan herkes önsöze göz atar ve ithaf cümlelerini bir şekilde okur.

İtirazı vardı Muhammed Ali’nin kurulu düzene... Bir kere Muhammed Ali ismini seçmesi bir itirazdır. Neye? Allah’ın dini İslam’ı Sünni ve Şii diye ikiye bölen anlayışa...  O sadece Müslüman olmayı yeğledi. Sünni veya Şii değildi. Muhammed’in ve Ali’nin yolunda olmaya çalıştı.

Vietnam’a giderek masum insanları öldürmeyi, ülkesine ve kendisine saldırmayan bir topluluğa karşı açılan haksız  savaşa katılmayı reddetti. Bu o kadar kolay değildi o dönemde... Betlehem’de İsa’nın (as) Mekke’de Muhammed’in (sav) görüşlerini açıklama özgürlüğünü savunmak gibi bir şeydi. Firavun’un sarayında Hz. Musa’yı savunmak gibi bir şeydi. Muhammed Ali bunu yaptı. Bunu aynı zamanda İslam adına yaptı, Amerika’da zenci olarak yaptı. Böylece dindaşlarına ve ırkdaşlarına ahlaki bir miras bıraktı. Doğru zamanda doğru tavrı sergilemişti. Haktan, adaletten, vicdan ve insaftan yana aktif tavır koymuş ve bedelini unvanının alınması ve 5 yıl müsabakalardan men edilmekle nakden ödemişti.

Muhammed Ali’nin kalbindeki imana ayna olan bir tavrını daha hatırlatarak bu yazıyı noktalamak istiiyorum. Amerikan medya endüstrisinin kabesi Hollywood’da gelmiş geçmiş en ünlü kişiler için yere çakılan birer yıldız vardır. Muhammed Ali’ye de kendi adına bir yıldızın yere çakılması teklifi iletildiğinde ismini taşıdığı peygamber Muhammed Mustafa’nın adını yere düşüremeyeceği cevabını vermiştir. Böylece sadece onun yıldızı duvara çakılmıştır.

Nihayet Muhammed Ali’ye Mevlana Celadettin Rumi’ye nasip olan bir cenaze merasimi nasip olmuştur. Hikmette geldiği gibi, elhak: Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle haşrolursunuz!

Yeni yorum ekle

Plain text

  • Hiç bir HTML etiketine izin verilmez
  • Web sayfası adresleri ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantılara dönüşür.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünür.