DÜŞÜNCE

Naklen Soykırım: Gazze

12 Kasım 2023
İnsanlık ilk kez dijital medya vasıtasıyla naklen bir soykırıma şahit oluyor. Peki, bu sırada dünyada sivillerin yaşamı tehdit altındayken harekete geçeceği düşünülen BM, AB, Lahey Adalet Divanı, UNICEF gibi örgütler bu “naklen soykırım” karşısında ne yaptı? Hiçbir şey. BM Genel Sekreteri Antonio Guterres birkaç twit attı sade vatandaş gibi. ABD ve AB ülkeleri soykırıma açıktan destek oldu. Ve “naklen soykırım” başta ABD ve AB üyesi ülkelerin açık desteğiyle tüm vahşetiyle sürüyor.

Türklerde Devlet Aklı

08 Kasım 2023
Türklerin bu özelliği onlara illaki bir devlet yapılanması içinde var olmalarını şart koşmamış, toplumsal değerlerin korunmasını öncelemiştir. İnsanın kutsallığı ve korunmasından kaynaklanan bu düşünce devlet kuramamış Türk topluluklarına da kendi yaşam alanlarında hatırı sayılır bir saygınlık vermiştir. Hali hazırda Müslüman, Hristiyan, Yahudi ve Şaman Türklerinin varlığı dünyada eşi benzeri olmayan bir toplumsal hafıza ve kültürün eseridir. Bunu birileri zafiyet veya gereksizlik olarak telakki etmiş olabilir. Ancak Türk toplumunun değerlerini anlayabilmek bu çok kültürlülüğü çözmekten geçer.

İsrail Bir Günde mi Irkçı Oldu?

30 Ekim 2023
Irgun ve Lehi gibi siyonist terör örgütleri, İsrail’in kuruluş aşamasında etkin rol oynadılar. Ülkenin ilerleyen yıllarda aşırı sağcı bir çizgiye doğru kaymasına ve güvenlikçi politikaların benimsenmesine de zemin hazırladılar. İngiliz mandası döneminde Filistin'deki İngiliz güçlerine ve Araplara karşı saldırılar düzenlediler. Bu saldırılar, İsrail'in bağımsızlık mücadelesinde önemli bir rol oynamıştı. Özellikle Irgun, bombalama ve sabotaj eylemleri gerçekleştirmiş ve sivilleri hedef almaktan çekinmiyordu. Lehi ise İngiliz yetkililere ve Araplara yönelik suikastlar düzenliyordu. Bu terör eylemleri, İsrail'in kuruluş sürecinde şiddetin meşrulaştırılmasına ve aşırı sağcı ideolojilerin güçlenmesine yol açmıştı.

Modern Savaşlar ve Hipergerçeklik

30 Ekim 2023
Devletler kitlelerin anladığı dilden konuşur, bireydir hedef olan ama birey, toplumsala sevk edilmiştir. Bireyin yaptıkları ulvi, kutsal, vatani şeylerdir. Bütün yaptığı şeylerde bir kutsallık gözeten bireyin bütün eylemi devleti, dini, vatanı ya da mukaddes değerleri içindir. Devletler sessizce veya gizlice fısıldayabilir kulaklara, bizzat yönlendirdiği örgütler ve paramiliter yapılarının dilleriyle yapabilir bunu. Hayalet gibi görünmeden vesayet savaşlarını yürütür. Aldatılmak, kandırılmak kitlelere kalır.

Kötülüğün Resmi

28 Ekim 2023
İnsanların şeytanca ya da canavarca başkasına kötülük yapması, en çok savunma ve güvenlik amaçlı kendisinin ve toplumun hayrı/bekası için yapıldığında gerçekleşir; kimi zaman da iktidar elde etmek, servet sağlamak, menfaat için tabi ki... Şeytani kötülük düşüncesi, siyasetin bir ayak oyunu olur ise, kendilerini tehdit altında gören insanlar her kötülüğü yapar hâle gelirler. Siyasi çabanın da etkisiyle korkak insanlar, kötülük fikrine çabuk alışırlar: ‘Düşman gizlenmekte, toplumu bozmaya ve onları mahvetmeye çalışmaktadır; kılık değiştirmiş şeytanlar ordusu ulusu bölmeye veya ayırmaya teşebbüs etmektedir(!).’ şeklinde siyasi, dini ve ideolojik anlatılar, geçmiş tarih tecrübesi ve güncel haberlerle birlikte düşmanla savaşmak gerektiğini söyler.

Post-yapısalcı Devrin, Hakikat Sonrası Zamanların Karanlıklarındayız

25 Ekim 2023
Filistinde insanların şahit olduğu en büyük katliamlar yaşanırken siyasiler sadece retorik ve kimlik siyaseti üzerinden kitleleri kâh kandırarak, kâh avutarak, kâh gaza getirerek (ama asla somut adımlar atmaya yanaşmadan) günü kurtarmanın peşindeler.

Kakafoni ve Çokseslilik

22 Ekim 2023
Her kafadan bir sesin çıktığı müziğe kakafoni denildiğini biliriz. Bazen 40-50 kişilik bir orkestrada bir tek enstrümanın bile yanlış nota çalması kakafoniye neden olur. Orkestra şefleri çubuğu bunun için sallayıp dururlar, amaç tehdit değil, tertiptir. Çok seslilik zenginliktir. Yeter ki sesleri senfoniye dönüştüren bir orkestra şefi olsun.

Derinliğin Yüzeyselliğe Fedâsı: Kapı

19 Ekim 2023
Biz'i ben'e feda ettiğimiz gibi derinliği yüzeyselliğe feda etmişiz. İhtişamlı taş işçiliğinden TOKİ mimarisi kişiliksizliğine gerilemişiz. Filmde bunu, ganimetçinin "Mis gibi temiz temiz oturuyorlar." diyerek övdüğü estetikten, kişilikten yoksun beton yığını apartmanlara Yakup Usta'nın "karınca yuvası" dediği diyalogda görebiliyoruz.