HUKUK

Efsanelerin Gölgesindeki İstanbul Sözleşmesi

03 Temmuz 2020

Taraf devletlerin Sözleşmeye ilişkin değişiklik önermesi hukuken mümkün olmakla birlikte, Sözleşmenin 72.maddesinde belirtilen değişiklik prosedürünün zorluğu nedeniyle değişiklik gerçekleştirilmesi fiilen çok zor görünmektedir.  Ancak tüm Taraf devletler istedikleri zaman Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne yapacağı bir bildirimle Sözleşmeyi feshedebilecektir.

Bir Tartışma Vesilesiyle Yüzyıllık Hukuksuzluğumuz (II)

17 Haziran 2020

Modern Türkiye’nin hukuk sisteminin gelenekçi bir yapıdan çıkarak nasıl bu hale geldiğini ancak tarihi seyrini izleyerek anlayabilmek mümkündür. Bu kısa yazıda Türk Hukuk tarihini sadece ana çizgileriyle dahi hakkıyla ele almak imkanı olmamakla birlikte, bilineni hatırlatmak babında bu tarihe hızlıca göz atmak da bir zorunluluk gibi durmaktadır. O sebeple, hiç detaya girmeden, sadece birer cümleyle ilk Türk topluluklarının hukuk anlayışından bugünkü hukuk sistemine nasıl gelindiğine işaret etmek gerekir.

Bir Tartışma Vesilesiyle Yüzyıllık Hukuksuzluğumuz (I)

17 Haziran 2020

Tartışılan ana mesele hukuk öğretiminin[4] kalitesi sorunudur. Tartışmada nicelik ve niteliksel açıdan bu soruna yol açan etkenler üzerinde durulmuştur. Bunlardan bazıları, hukuk fakültelerinin sayıca çokluğu, taşrada açılmış olmaları, hukukçu öğretim üyesi sayısının yetersizliği, kalitesi, hukuk fakültelerinin hukukçu olmayan dekanlarca yönetilmesi, hukuk eğitimi ideolojisi / felsefesinin yanlış temellendirilmesi gibi konulardır. Gündeme gelmesi ise, Gözler’in, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, hukuk felsefesi kürsüsüne ilahiyatçı bir öğretim üyesi atanmasıyla ilgili bir makale[5] yazmasından sonra, gelen tepkiler / katkılar üzerine, yeni bir makale[6] daha yazıp, Türkiye’deki hukuk fakülteleri dekanlarının envanterini çıkararak, aktif 73 hukuk fakültesinden 20’sinin (% 27,39) dekanının hukukçu olmadığı tespiti üzerinden bazı eleştirilerde bulunmasıyla olmuştur.

Hukuk Yapmadan Kanun Yapmak

29 Mayıs 2020

Kanun yapımı dünyanın hiçbir yerinde tamamen tarafsız bir bakış açısıyla gerçekleşmez. Zaten böyle bir bakış açısı yoktur. Kanun yapımının altyapısında bir hukuk algısı/kabulü vardır. O hukuk algısının özünde ise hukuka yüklenen anlam ve biçilen misyon yatmaktadır. Eğer ‘hukuk’ algısı katmanında bozukluk varsa, hukuk yapılmadan kanun yapılıyor demektir.