DÜŞÜNCE

Kiliseye Fa-Si Aralığından Şeytan Nasıl Sızdı?

23 Mayıs 2020
Batı müziğinde Fa-Si aralığı neden Şeytan aralığı olarak kabul edilirdi. Türk Müziği ile Batı Müziği arasındaki fark nedir? Hint Müziğindeki Ragalar Türk müziğine benzer midir? Makamlarla coğrafya arasındaki ilişki nedir? Tüm bu soruları Salih Cenap Baydar soruyor, Prof. Dr. Yalçın Çetinkaya cevaplıyor. Müzik meraklıları için doyurucu bir söyleşi.

Ak Parti ve Türkiye'nin Muhalefet Düğümü (*)

23 Mayıs 2020
Türk siyaset statükosu, muhalefet partilerine yer vermekte, ama muhalefet etmeyi imkânsız hale getirmektedir. Mevcut muhalefet partileri, kendilerine bir sosyal taban edinmiş olsa da tabandan gelmiş değildir; aksine, rejim güçlerince daima "serbest seçimlerde halkın saf duygularını istismar ederek iktidarı ele geçirmek"le suçlanan hükümete karşı, devletin, kendi kırmızı çizgilerini korumak için şerbetlediği, "majestelerinin hükümeti frenleme mekanizmaları"dır.

“Ankara Kriterleri”nde Neredeyiz?

21 Mayıs 2020
Türkiye-AB ilişkileri kriterler boyutuyla ele alındığında Müzakere Çerçeve Belgesi kapsamında, 35 fasıl üzerinden yürütülen müktesebat uyumu sürecinde 15 yılda sadece 16 fasıl müzakereye açılıp, bunlardan biri geçici olarak kapatıldı. Bu yönüyle son on yıldır fetret devrinde olan AB’nin Türkiye’nin adaylık sürecinde motivasyonunu giderek tüketen bir yaklaşım sergiledi. Birlik açısından ele alındığında Türkiye henüz Kopenhag kriterlerinin çok uzağında fakat söz konusu kriterlere AB üyelerinin ne kadar uyum sağladığı da bir tartışma konusu niteliğinde.

İhracat-İthalat Dengesinde Paritenin Etkisi

20 Mayıs 2020
Yabancı paraya neden ihtiyacımız var? Paritenin etkisi nedir? DİBS ne demektir ve devlet için neden önemli bir araçtır? Borsada yabancı yatırımcıların payı ne kadar? CDS ülke riski kavramı nedir? Tüm bu soruların cevaplarını Prof. Dr. Nihat Solakoğlu veriyor. Söyleşiyi Baha Yıllmaz gerçekleştirdi.

Cemil Meriç'in Dünyasında Kalabilmek

20 Mayıs 2020
Adnan Tekşen'le üstadların dünyasına girmek ve orada kalabilmek üzerine yaptığımız söyleşilerinin belkide en zor olan kısmına geldik. Onların dünyasında kalabilmek ve tabi ki Adnan bey'in dilinden Cemil Meriç'in dünyasında kalabilmenin ne demek olduğunu bu video da yine hatıralar eşliğinde anlamaya çalışıyoruz. Söyleşiyi Tolga Avşar yaptı.

Sıradan İnsan ve Tarih

20 Mayıs 2020
Tarihçiler, bu sıradan insanın toplumun inşa ve imarındaki misyonunun farkında değillerdir. Onlar, siyasi ve sosyal büyük dönüşümleri tespitle meşgul olmaları hasebiyle hep büyük ve önemli insanın peşindedir. Kültür tarihçileri, eleştirmenler, sosyal tarihçiler… O sıradan insanın bulup kitlelere tanıtacak bir ilim dalı var mıdır? Bilemiyorum. Bazen o sıradan insan bir deneyin yahut bir araştırmanın konusu olabilir. Büyük bilim insanları kitleler üzerinde araştırmalar yapmak için, kendi köşesinde huzur içinde yaşayan sıradan insanın hayatına dokunur, onu nesnelleştirerek araştırmanın bir parçası haline getirir.

Tuğrul İnançer ile Tasavvuf ve Müzik Üzerine

20 Mayıs 2020
Bir kere tasavvuf müziği tabiri mecburen ortaya konmuş çok da doğru olmayan bir tabirdir. Doğrusu tekke müziğidir. Ayrıca tekke müziği bir tür değildir. Türk Müziği içinde bir tarzdır. Bugünkü nota sisteminin yeterliliği ayrı münakaşa konusu olmakla birlikte aynı nota ile yazılır. Ama o tarza sahip olmayan biri o notalardan onu öğrenirse usta olmadan(Çünkü kâğıtta yazılmaz mûsıkî) şarkı gibi olur ama o tarzı bilen onu ilahi gibi okur. Tabi burada ilahi ve şarkı aslında çok genelleme. Çünkü şarkı da ilahi de bir form ismidir.

Korona Sonrasını Akbar Ahmed'le Okumak

20 Mayıs 2020
Akbar Ahmed’in çeyrek asır önce “postmodernizmin insanlığa ihsanı” diyerek beklenti çıtasını koyduğu seviye ve buradan beklediği sinerji (biraz da 11 Eylül bahanesiyle) Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Suriye’de hep tersine işledi. Bu dönemde Doğu Türkistan’da, Kırım’da, Arakan’da ve dünyanın dört bir tarafında zulme uğrayanlar yüreğimizi dağladı. Kısaca postmodernizmin züppeliğine, alaycılığına, küstahlığına cevap Akbar Ahmed’in hayalini kurduğu, hatta açıkça nasıl olması gerektiğini yazdığı bir yaklaşımdan gelmedi. Çünkü Ahmed’in, “yapılmalı” dediği hiçbir şey yapılmadı; “yapılmamalı” dediği her şey yapıldı. Postmodernizmle mücadele Akbar Ahmed’in dediği gibi olmadı ama -çeyrek asır sonra- bir virüs, mücadeleyi yeniden hem de bambaşka bir şekilde başlattı.