Korkusunu Aşarken Aklını Kaybeden İnsan
Heideger’in deyimiyle fırlatılmış bir tasarı olan insan varlığının dünyaya akort olurken deneyimlediği en baskın halet-i ruhiye korkudur. Korkudur; çünkü insan fırlatılmış olduğundan hiçbir şeye hakim değildir ve bu sebeple dünyadaki yaşamı bilinmezlerle doludur. Bu bilinmezlere açıklama getirmeye çalışmak, insan varlığının hem korkularından arınmasının hem de kendini gerçekleştirmesinin hamlesi olarak çıkar karşımıza. Bunun için insanoğlu iki güzergaha başvurur. Tam teslimiyetin gerçekleştiği bir iman ve aksi biçimde her şeyin teslim alınmaya çalışıldığı, mevcut duruma karşı çıkılan bir eylemlilik hali. İlkinde insan kendini hiç saydığı için kendine has vasıfları da ortadan kalkar.