İnsanın dünyada sahip olduğu üç önemli vazgeçilmezi/kutsalı vardır. Bunlar olmazsa insan insan olmaktan çıkar. Birincisi sahip olduğu bedeni, ikincisi beden ve zihnini kullanarak ürettiği emeği ve emeği ile edindiği mülkiyeti, üçüncüsü özgürlüğü. Yani beden, emek/mülkiyet ve özgürlük. İnsanoğlunun üç önemli kutsalı bunlardır.
Uydurulmuş dinler ve ideolojilerle insanı uyutan başka kutsallar her zaman icat edilmektedir fakat başka kutsal yoktur aslında.
İnsanın tarihi de aslında bu üç kutsala haksız el koyanlarla, bunlara karşı mücadele etmenin sürecidir.
İnsanoğlu tarihsel süreç içinde ilk olarak, kendi türünün bedenine ve emeğine el koyarak onu köleleştirdi ve buradan "kölelik" doğdu.
Kölelik mülkiyeti de ortadan kaldırdığı için, mülke/toprağa el koyma denilen "feodalizm" doğdu.
Bununla birlikte insanın özgürlüğüne el koymanın biçimleri olan "monarşi", "oligarşi" ve "diktatörlükler" oluştu.
İnsanoğlu halen bu üç vazgeçilmezinin/kutsalının savaşını vermektedir. Çünkü yeni icat edilen nasyonalizm, faşizm, kapitalizm, komünizm, siyonizm vb. kutsallar aracılığıyla insana el koymanın yeni rafine biçimleri devam etmektedir. İnsanoğlu bu kutsal mücadelesine devam etmek bütün üretilen sahte kutsalları, tanrıları reddetmek zorundadır.
İşte 1 mayıs insanoğlunun bu mücadelesinin bir durağıdır. 1 Mayıs Sanayi Devrimin bir ürünüdür. Marx'ın Kapital'de uzun uzun izah ettiği gibi fabrikalarda çocuk, kadın, erkek demeden sınırı, saati belirsiz bir şekilde çalıştırılan emeği sömürülen işçilerin/emekçilerin isyanı ile doğmuştur. İlk kez 1856'da Avustralya Melbourn'de taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saat çalışma talebi ile Melbourne Üniversitesinden Parlamentoya yürüdüler.
Sonrasında 1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu işçileri, günde 12 saat olan çalışma saatlerinin günde 8 saate indirilmesi talebiyle iş bıraktılar. Nihayet 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de 1 Mayısın tüm dünyada kutlanmasına karar verildi. Böylece 8 saatlik iş günü birçok ülkede resmen kabul edildi.
Son olarak; hayat ne kadar ilginç, tarih ne kadar şaşırtıcı. Her yıl 1 mayısı kutluyoruz. Özellikle Türk solu bir başka kutluyor. Fakat çok önemli bir kişiyi ve tarihi bilerek yada bilmeyerek hep atlıyorlar. İlk 1 Mayıs şiirinin bu topraklarda, ömrü yoksulluk ve inanılmaz mücale ve dalgalanmalarla geçmiş bir kadın tarafından yazıldığını pek çok kimse bilmez. Üstelik Osmanlı Amele Cemiyeti üyesi bu kadını bizim anlı şanlı sosyalistlerimiz küçümser ve onu adeta yok sayarlar. Bu kadın Yaşar Nezihe Bükülmez’dir. Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Yaşar Nezihe Bükülmez'in şiirini burada paylaşalım:
1 Mayıs
Ey işçi!
Bugün hür yaşamak hakkı seninken
Patronlar o hakkı senin almışlar elinden.
Sa’yınla edersin de “tufeyli”leri zengin
Kalbinde niçin yok ona karşı yine bir kin?
Rahat yaşıyor, işçi onun emrine münkâd;
Lakin seni fakr etmede günden güne berbâd.
Zenginlere pay verme, yazıktır emeğinden.
Azm et de esaret bağı kopsun bileğinden,
Sen boynunu kaldır ki onun boynu bükülsün.
Bir parça da evlatlarının çehresi gülsün.Ey işçi!
Mayıs Bir’de; bu birleşme gününde
Bi-şüphe bugün kalmadı bir mani önünde…
Baştanbaşa işte koca dünya hareketsiz;
Yıllarca bu birlikte devam eyleyiniz siz.
Patron da fakir işçilerin kadrini bilsin
Ta’zim ile hürmetle sana başlar eğilsin.
Dün sen çalışırken bu cihan böyle değildi.
Bak fabrikalar uykuya dalmış gibi şimdi.
Herkes yaya kaldı, ne tren var, ne tramvay
Sen bunları hep kendin için şan-ü şeref say.Bir gün bırakınca işi halk şaşkına döndü.
Ses kalmadı, her velvele bir mum gibi söndü.
Sayende saadetlere mazhar beşeriyet;
Sen olmasan etmezdi teali medeniyet.
Boynundan esaret bağını parçala, kes, at!Kuvvettedir hak. Hakkı haksızlara anlat.
1 mayıs kutlu olsun, Filistin Direnişine, Sumud/özgürlük filosuna ve topraklarını, doğayı vahşi madenci şirketlerinin yağmalamasına karşı savunanlara, tutuklu Akbelen'li Esra Işık'ın şahsında selam olsun.
Yeni yorum ekle