DÜŞÜNCE

Emmanuel Macron'un "Ayrılıkçılık" Yasası Fransa'da "Birlikteliği" Sağlar mı ?

20 Ekim 2020
Laik cumhuriyeti önceleyen, bireyi ve sivil toplumu devlet otoritesini ve yasaları kullanmak suretiyle ortak bir milli irade içinde uzlaştırmaya çalışan jakoben Fransız ruhu bugün bütün canlılığı ile varlığını sürdürmektedir. Bu anlayış bizim için ne kadar kabul edilemez ise en azından bir kısım Fransız aydını açısından da benzeri söylemlerin dile getirildiğini görmekteyiz. Adı ve içeriği her ne kadar daha uzlaşmacı bir hale getirilse de bu kanun birkaç ay sonra karşımıza çıkacak.

Yazma ve Konuşma Ahlâkı: Çamur At İzi Kalsın

20 Ekim 2020
Günümüzde sosyal medya denen uçsuz-bucaksız alanda yazılan yazılar, yapılan konuşmaların önemli bir kısmı bilgi ve haber kirliliği yaratıyor ve hatta niyeti hâlis olmayan insanların minberi hâline gelmiştir. Son zamanlarda iç ve dış medyada yazılıp çizilenler ve sarf edilen ölçüsüz sözler aklı selim bir insanı ciddi anlamda düşündürüyor, ümitsizliğe sürüklüyor. Takriben kırk yıldır hasbelkader ilmî ve fikrî yazılar yazan bir insan olarak beni derinden inciten, vicdan ve ahlak anlayışıma sığmayan bir konuyu örnek olarak vermek istiyorum.  

Akademik Dil ve Akademik Türkçe

18 Ekim 2020
Türkçeyle bilim yapılamayacağı, Türkçenin bilim dili olmadığı ya da bilim dili olarak yetersiz olduğu yönündeki görüşlerin arkasında Türkçenin terimler ve akademik sözcükleri yeterince karşılayamadığı düşüncesi yatar. Ancak bu düşünce temelsizdir. Çünkü hiçbir dil öylesine bilim dili değildir. Dillerin kendiliklerinden bilim dili olma gibi bir ihtiyaçları da yoktur. Buna karşılık her dil konuşurlarının sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarına cevap verebilecek durumdadır. Terimler ve teknik sözcükler ise dilde zaten var olan sözcükler değil ilgili alanda araştırma yapanlar tarafından türetilen ve tanımlanan sözcüklerdir.

Suç deyimlerde ve Atasözlerinde mi ?

17 Ekim 2020
İnsanın düşünceleriyle davranışları arasında tezat olursa bu insanı huzursuz eder. İnsan uzun süre bu huzursuzluğu taşıyamaz. Diyelim ki bir kişi hem yalan söylüyor hem de yalanın kötü bir davranış olduğu düşüncesini taşıyor. Yani düşüncesiyle davranışı çelişiyor. Buna psikolojide bilişsel uyumsuzluk denir. Düşünce ve davranış çatıştığında hangisi galip gelir? Elbette davranış galip gelir. Çünkü davranışı değiştirmek zordur ama düşünceyi davranışa göre uyarlamak daha kolaydır.

Batı’nın Çifte Standardı: Ermenistan’ın Gence ve Mingeçevir Katliamı

17 Ekim 2020
Bu katliam tarihteki birçok katliamla ortak bir kadere sahip. Bir an bu katliamın Gence’de değil Erivan’da yaşandığını hayal edin. Saatler içinde BM’den AB’ye NATO’dan MİNSK Grubun’a kadar irili ufaklı birçok “uluslararası” örgüt açıklamalar yapıp en yüksek perdeden saldırıyı kınar, bu insanlık suçunun faillerine karşı yaptırımlar uygulanacağını duyurur ve harekete geçilirdi. Peki hayal ettiğimizin tam zıttı Azerbaycan topraklarında yaşandı. Uluslararası örgütlerden henüz tek kelimelik bir açıklama duyulmadı.

İnsanlık Cephesinde Değişen Bir Şey Var mı?

15 Ekim 2020
2500 yıl önce; Sokrates bazı kişiler tarafından suçlanır ancak suçlayanın kim oldukları tam olarak bilinmemekle birlikte genel kanı bunların Meletos ve Aristophanes olduklarıdır. Her yerde Sokrates'in kötü, yalancı bir insan olduğu, her şeye karıştığı, eğriyi doğru diye gösterdiği dedikodusunu yayarlar. Aristophenes, Sokrates'in öğrencilere para karşılığında ders verdiğini, öğrencilerin aklını karıştırdığını yazar.

Demokrasiden Ne Anlıyoruz

12 Ekim 2020
Bir gün bir kuşak gelecek ve onlar diyecekler ki "Sen bana masal anlatma. Sen bana bu toprakların tarihiyle, bu toprakların kültürüyle, kendimizle, birbirimizle, doğayla, komşularımızla, dünyayla barışı hedefleyen diyalogdan, özgürlükten, emekten, değerden, sanattan edebiyattan, bilimden, sevgiden, iyi olmaktan, insanca yaşamaktan söz et. Bunların içini dolduramayacaksan vaktimi alma".

Uluslararası İlişkilerle Platonik İdealizmi Nasıl Bağdaştıracağız

10 Ekim 2020
Uluslararası işbirliği yukardaki nedenle hamasi talepler ve değerler romantizmine açık kapı vermez. Mesela İslamcıların İslam Dünyası İşbirliğini, Türkçülerin Türk Dünyası İşbirliğini, Batıcıların Avrupa Birliği ile işbirliğini istemelerinin tek başına önemi de, geçerliği de yoktur. Bu örnekler yaşayıp gördüğümüz, tecrübe ettiğimiz olgunun en  canlı örnekleridir. Yani uluslararası ilişkiler platonik idealizmlerin ağırlığını taşıyamaz. 

Kendimizi Kandırma Huyundan Ne Zaman Vazgeçeceğiz

04 Ekim 2020
Gerçeği gizleyen bir yalan itiraf edilmedikçe peşinden yeni yalanlar üretmek zorunda kalırsınız. Bunun ise sonu yoktur. En doğrusu yalanı itiraf edip süreci kesmektir. Zaman zaman düşünürüm bizler ne zaman kendimizi kandırmayı bırakıp hayatın gerçekleriyle yaşayacağız? Yoksa hep gizlenen gerçekler nedeniyle  hayatın tokadını yiyerek hep musibet mi yaşayacağız?   Hayat musibetlerle ders verir.  Acılar verir, zararlar verir. Eğer hayatın verdiği  dersi almazsanız hayat yeniden musibetlerle ders verir.

Korkusunu Aşarken Aklını Kaybeden İnsan

02 Ekim 2020
Heideger’in deyimiyle fırlatılmış bir tasarı olan insan varlığının dünyaya akort olurken deneyimlediği en baskın halet-i ruhiye korkudur. Korkudur; çünkü insan fırlatılmış olduğundan hiçbir şeye hakim değildir ve bu sebeple dünyadaki yaşamı bilinmezlerle doludur. Bu bilinmezlere açıklama getirmeye çalışmak, insan varlığının hem korkularından arınmasının hem de kendini gerçekleştirmesinin hamlesi olarak çıkar karşımıza. Bunun için insanoğlu iki güzergaha başvurur. Tam teslimiyetin gerçekleştiği bir iman ve aksi biçimde her şeyin teslim alınmaya çalışıldığı, mevcut duruma karşı çıkılan bir eylemlilik hali. İlkinde insan kendini hiç saydığı için kendine has vasıfları da ortadan kalkar.