SİYASET

Başkanlık Tartışması Yahut Çamur Güreşi

01 Ekim 2020

30 Eylül Çarşamba sabahı, Türkiye saati ile dörtte, meşhur "presidenditial debate"lerin yani Amerika başkanlığı koltuğu için mücadele eden Cumhuriyetçi ve Demokrat partilerin adaylarının televizyonlardan da yayımlanan münazaralarının ilki gerçekleşti. Yaklaşık iki saat süren tartışmanın bir kısmını seyrettim. İşte münazaralar hakkında biraz arkaplan bilgisi ve intibalarım.

Seçim Barajı Kaldırılarak da İstikrar Sağlanabilir

21 Haziran 2020

Bu düzenleme toplumda huzurun sağlanmasına katkıda bulunacaktır. Diğer taraftan bu sistem değişikliğinin yönetimde istikrara darbe vurmasını önleyici bir düzenlemeye de ihtiyaç vardır. Bu da bir seçim çevresinde geçerli oyların en az % 50’sini alan bir siyasî partiye fazladan bir milletvekilliği verilerek sağlanabilir. Böylece Türkiye hiç baraj uygulamayan bir ülke olarak itibarını da artırabilir.

Erken Seçim ve Yeni Bir Anayasa Üzerine Öngörüler

06 Haziran 2020

Muhalefetle pazarlığın bir unsuru olarak  cumhurbaşkanlığına tekrar seçilme sayısının geçici maddeyle artırılması iktidarca istenebilir; belki de şimdiki cumhurbaşkanı başbakanlık makamını kendi açısından daha avantajlı görüp AKP kökenli bir başka siyaset arkadaşını cumhurbaşkanlığına aday  göstererek Rus devlet başkanı Putin'in yöntemini taklit edebilir.

Ak Parti ve Türkiye'nin Muhalefet Düğümü (*)

23 Mayıs 2020

Türk siyaset statükosu, muhalefet partilerine yer vermekte, ama muhalefet etmeyi imkânsız hale getirmektedir. Mevcut muhalefet partileri, kendilerine bir sosyal taban edinmiş olsa da tabandan gelmiş değildir; aksine, rejim güçlerince daima "serbest seçimlerde halkın saf duygularını istismar ederek iktidarı ele geçirmek"le suçlanan hükümete karşı, devletin, kendi kırmızı çizgilerini korumak için şerbetlediği, "majestelerinin hükümeti frenleme mekanizmaları"dır.

Bir 28 Şubat Analizi

03 Mart 2020

1997’nin 28 Şubatında bu ülkede yaşananlar, 28 Şubat’a özel bir anlam yüklememizi gerektiriyor. Ağızlarda pelesenk olmuş olan demokrasidir ama demoklesin kılıcı da sürekli tepesinde sallandırılır halkın… Sırtından sopayı eksik etmez bir başka deyişle… Aslında ortalıkta demokrasi filan yoktur. Oyalanır işte kuru kalabalıklar, çocuğun oyuncakla oyalandığı gibi… Ağzına bir parmak bal çalınanlar da derin bir sessizlik içerisine girerler. Kalabalıklar ellerindeki oyuncaklarla oyalanırken oligarklar deveyi amuduyla götürür de o kalabalıklar bedel ödeneceği zamana kadar aklını başına devşirmez.

Genetük-IV : Yeni Türkiye 2/ Ana(yama)yasa(yamama)

08 Şubat 2020

 Anayasalarımız hep, kendisini ihlale yeltenen iç düşmanın defterini dürmek için mermisi namluya sürülmüş bir tüfek gibiydi. Esasen "kamu olarak halkın hukukunu devlet denen aygıta dayatan" bir Anayasa, düşünülmesi bile muhal bir şeydi. Yasama deyince "vatandaşın her işine burnunu sokan devlet"ten bir ferman çıkmasını anlıyorduk. Anayasama deseler, devletin daha doğarken anamıza, yaşımıza, yaşamamıza ferman buyurması filan diye anlardık.

Genetük-1: Ancien Régime'in Açık Alnına

16 Ocak 2020

90'lar, değişim için kanatlananların çanına Cumhuriyet genetiğinin modifiye siyaset dalavereleri ile ot tıkadı; özelleştirmeye karşı kamu soygunları, reforma karşı arşivlik haydutluklar, asayiş beklentisine karşı faili meçhuller ile "idare edildi". Şimdi laiklik maiklik diye dolananlara soralım: Laik Türkiye İttifakı, 90'lar için "Çıktık açık alınla on yılda bu savaştan" diyebilir mi? Utanma hissi "Allah korkusu" dışında, hangi seküler erdeme dayandırılabilir, bir düşünün bakalım!

Kaz Dağları İçin Referandum Yapılsın

07 Ağustos 2019

Kaz Dağlarında ya da Kirazlı Tepe’de tam olarak ne yapılmaktadır? Kimler tarafından yapılmaktadır, yerli ve yabancı ortakları kimlerdir? Bu ortaklıkta ki hisse ve dağılım miktarı nedir? Net olarak devletimizin yüzdesi yani kamu yararı nedir? Ne kadar bir alanı kaplamaktadır? Ne kadar sürecektir? Ne kadar ağaç kesilecektir? Sonuçta ne olacaktır?

Yetinmek ile Görünmek Arasındaki Akrep Çukuru

25 Haziran 2019

Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri 23 Haziran 2019 tarihinde yapıldı. 31 Mart seçimlerine kıyasla beklenmedik bir farkla, CHP’nin adayı Ekrem İmamoğlu seçimi kazandı. Uzun yıllardan beri iktidar halesinden uzak kalmış siyasi çevreler açısından bu sonuç çok büyük bir zaferdi. “Zafer değil” lafı sadece ‘laf-ü güzaf’. Yani, bizler zafer diyelim diye gösterilmiş bir tevazu.

Seçmenlerin Seçimi

27 Mayıs 2019

Televizyon konuşmaları ile seçmen tercihleri arasında oldukça narin bir ilinti var: Bu ilintinin adı mantıksal tutarsızlık. Şunu demek istiyoruz: Televizyon programlarında analitik ve mantıksal olarak tutarlı bir fikri bütünlük dile getirmek mümkün değildir. Dolayısıyla fikir özgürlüğü kapsamına girmesi mümkün enformasyon yayınlayan bir aygıt değildir televizyon. İzahı çok basit: Diyelim ki, kendi içinde mantıksal tutarlılığı ve bütünlüğü olan bir fikir dile getiriyorsunuz. Bir öncülümüz var, “insanlar ölür”. Bu öncülden çıkarımda bulunarak, “Sokrat insandır” kanıtını ileri sürüyorsunuz. Artık bu öncül ile kanıtı ileri sürüldükten sonra, her kim olursa olsun ve her nerede olunursa olunsun sonuç asla değişmeyecektir: “Sokrat da ölür”.