DÜŞÜNCE

Derme Çatma Kulübemiz Nihilizm Ateşiyle Kül Olurken

16 Ekim 2022
Şu an derme çatma kulübemiz çatır çatır çöküyor.  Bütün iddialarımız un ufak oluyor. Çocuklarımıza berbat bir miras bırakıyoruz. Maddi çöküş aslında manevi çöküşün son safhasındaki bir tezahürü. Ama her şeye rağmen umudumuzu yeşertmemiz lazım.

Postkolonyal Dönemde Sömürü İlişkileri

06 Ekim 2022
Düşünür, sömürgeden kurtulmuş olsa bile, Hindistan’da sınıf farklılıklarının, kast sisteminin, toplumsal cinsiyet ayrımcılığının devam etmekte olduğunu açıklamıştır. Spivak “Madunlar konuşabilir mi?” sorusu üzerinden “Sessizlerin sesi” olması gereken entelektüellerin, çoğu kez sömüren güçlü tarafın sesi olmaya devam ettiğini üzülerek belirlemiştir. Ancak çemberin dışına çıkabilen cesaretli entelektüeller az da olsa vardır ve çok değerlidir.

Hevâyı İlah Edinmek

24 Eylül 2022
Hevâ, sadece insanın, Rabbine karşı isyanına sebep olmaz; aynı zamanda, insanın diğer insanlara zulmetmesine de yol açar. Böylece insan kin, nefret, öfke, çıkarcılık, tarafgirlik gibi hevâ türlerinin etkisi altında başkalarının haklarına tecavüz eder.

Tanrısını Öldürenlerin Büyümesi Durunca

18 Eylül 2022
Tüm dünya büyük bir kaosa sürükleniyor. Bu kaostan kurtulmanın bir yolu, kapitalizmin şapkadan bir tavşan daha çıkarması ve büyüme motorunu yeniden ateşleyecek yeni bir mucizevi buluş yapması, akla hayale gelmedik bir inovasyon yaratması. Bu da şu an çok muhtemel görünmüyor.

Ağrı Dağı Efsanesi

10 Eylül 2022
Ulaşmanın imkansız olduğuna inandığım çok uzak bir masal ülkesiydi orası. Hep sisli ve karlı. Bazen hava açılınca muhteşem karlı zirvesini seyreder bu uzak ülkenin hayaline dalardım. İşte bu duygular beni dağların masal ülkesine çekiyor ve çok derin duygular yaşıyorum.

Türkiye'nin Enflasyon Sorunu: Nedenler, Sonuçlar, Çözüm Önerileri

06 Eylül 2022
Neden bu kadar çok para basmak zorunda kalıyoruz? Çünkü devasa bütçe açıkları veriyoruz. Neden devasa bütçe açıkları veriyoruz? Çünkü bütçe gelirlerini artıramıyor, ama bütçe/kamu harcamalarını alabildiğine artırıyoruz. Kamu harcamaları neden artıyor? Çünkü savunma harcamalarımız çok fazla; kısa sürede kendini amorti etmesi mümkün olmayan büyük çaplı kamu yatırımlarına girişiyoruz; fizibilitesi iyi yapılmamış Hazine garantili yatırımlara izin veriyoruz; sosyal yardım amaçlı kamu harcamalarında ölçüyü kaçırıyoruz. Yine bu çerçevede dış ilişkilerimizin gergin olması, gücümüzle orantılı olmayan risk alma iştahımız, iç siyasi gerilimin yüksek olması, merkez bankası bağımsızlığını fiilen ortadan kaldıran müdahaleler, liyakatten sapan, kurumları zayıflatan keyfi uygulamalar, belirsizliği artırıp ülke riskini artıran icraat ve tutumlar, zaten olumsuz uluslararası konjonktürle birleşip bize yüksek CDS primi, yüksek kamu açığı, yüksek borçlanma ve para basma ihtiyacı olarak geri dönmektedir.

Efendisi Olan Bir Millet Neden Köylülükten Kurtulamaz?

11 Ağustos 2022
Köylülük ile günümüz kentliliği arasında bırakın derece farkını, neredeyse metafizik karakterde ve aşılması imkansız bir mahiyet farkı vardır. Kentlerin her tarafı köylerden göç etmiş kitlelerce dolduruldu diye, bu mahiyet farkı ortadan kalkmış değildir.

Monte Kristo Kontu Don Kişot’a Karşı, Ya Behlûl?

10 Ağustos 2022
Kont ve Don Kişot’un zihniyeti yeni bir dünya tasarımı peşinde koşuyor. Bu mücadele her türlü ekonomik, siyasi ve askeri örgütlenmeleri, dinleri ve ideolojileri yeniden şekillendiriyor. En az bir nükleer tehdit kadar yıkıcı sonuçları olabilecek bu savaşın bir kazananından ziyade taraflara intisap edecek veya etmek zorunda kalacak ülkelerin tavırları izlenmeli. Ülkelerin savaşı olmanın ötesine çıkan bu zihniyet mücadelesi, devletleri her geçen gün içinden çıkılmaz bunalımlara sokuyor.

Hangi Medeniyet, Hangi Medine?

21 Temmuz 2022
Müslümanların bu tavrı Cabiri’nin vurguladığı gibi tarih anlayışlarında da açığa çıkar. Onlar için tarih bir yandan değişen, gelişen bir şeydir (şehirleşir), öte yandan tarihin altın çağı olan Asr-ı Saadet dondurulmuştur, değişmez. Müslümanlar medenileşirken şehirleşmeyi değil, Asr-ı Saadete öykünmeyi hayal ederler. Sanırım, “iki arada, bir derede” kalmış olmak böyle bir şeydir. Müslümanların bundan kurtulmaları da zordur. Bir gelecek hayal ve vaat ediliyorsa, bu ikircikten kurtulunması ve barbarlığın ve resmiyetin karşılığı olarak medenileşmenin tesis edilmesi gerekir. Barbarlığın karşıtı olarak şehirli, resmiyetin karşılığı olarak da topluma yayılmış (resmen empoze edilmeyen) bir yaşam düşüncesi tesis etmenin bir yolu bulunmalıdır. Yoksa cep telefonu kullanıp, ona dini programlar yükleyerek şehir din’lendirilmiş olmaz.