DÜŞÜNCE

Hannah Arendt ve Kötülüğün Sıradanlığı

18 Kasım 2022
Arendt’e göre Yahudi liderlerin kendi insanlarının imhasında oynadığı rol, bu baştan sona karanlık hikâyenin şüphesiz en karanlık bölümüdür. Arendt, Nazilerin siyonist Yahudileri iyi Yahudi olarak gördüklerini, sadece siyonistlerin Alman yetkililerle müzakere şansına sahip olduğunu söylüyor. ”Birinci sınıf Yahudi” şeklinde nitelenen Yahudiler korunuyor, sadece ünlü Yahudiler hayatta kalabiliyordu. Tanınmış Yahudiler için tanınmış kişiler araya girdiğinde sonuç alınıyordu. Ölüm de sınıfsaldı yani. Tüm üst düzey Nazi yetkilisinin koruduğu Yahudisi vardı, Hitler’in 340 birinci sınıf Yahudi tanıdığı söyleniyordu.

Felsefeyi Öğrenmek

16 Kasım 2022
Felsefi düşünce, ilme olan istek ve merakla başlar. Düşünürken gerçeği ararsın ve bulma çabasıyla araştırmalar yaparsın. Hakikat, gerçeklik diye bulduğunun ötesinde kalır belki. Olsun, felsefe hiç bitmeyecek düşünce yolculuğudur. Felsefe öğrenmek, okuma alışkanlığı olmayan insanlar için çok zordur. Düşünmeyi öğrenmek illâki kitapla başlar. Bu kitaplar, biçimlendirilmiş okul ve ders kitapları değildir. Yığınla arana mesafe koyan, eleştirel yazılardır. Kafka’nın sözüyle: “Kitap, ruhumuzun buz kesmiş sularını kıracak bir balta olmalıdır.”

Rasim Özdenören'le Yalnızlık ve Yazmak Üzerine Sohbet

07 Kasım 2022
Sanırım, en başta kişinin kendini ne olarak gördüğü öne çıkıyor. Kişi yazı yazarken kendini yazar olarak mı görüyor, yoksa yazı onun yaptığı bir işin bir uzantısı olarak mı ortaya çıkıyor? Eğer böyleyse ve mesela kişi, işi icabı yazı yazmak zorunda bulunuyorsa onun yaptığı işi yazarlık olarak görmüyoruz. Bir avukat da mesleğini icra etmek için yazı yazmak zorundadır. Veya bir müfettiş, teftişini yazıyla raporlar haline getirir. Ama biz onların yaptığı işi yazarlık olarak görmüyoruz. Kendini yazar olarak gören kimse, kendisini yazıyla ifade etmediği zaman kendini görevini ifada ihmale düşmüş biri olarak görüyorsa, bence o kişiye yazar dememiz gerekiyor.

Ben Ölecek miyim Ali?

03 Kasım 2022
Sessizce haykırdım, Mustafa duymadı, hatta ben bile. Geçenlerde bir sel vurdu gözlerime, birini alıp götürdü diğerini korumak istedim sanki. Can dostum omuzlarıma dokunup teselli etti, umurumda olmadı hiç. Mustafa da bir tanesini kaybetti, gönül gözü yeter diye şükredip sabretti. Biz de. “Ben ölecek miyim Ali?” diye mırıldandı kulaklarıma. Kulağım sağır oldu. Her cümle, her haykırış, her bakış uzuvlarımızı birer birer yerinden söküp alıyordu. Birbirimizi bitiriyorduk yaşama inat. O mu hayata hayat mı ona düşman oldu hiç anlamadım. O da anlamamış olmalı ki, bu muamma hala için için kemiriyor.

Aynadan Gönüle Girmek

01 Kasım 2022
Türk müziği Bizans’tan gelmedir diyenler var. Yanlış. Türk müziği Bizans’tan gelme değil, Bizans müziği ile akrabadır/ benzer diyebiliriz ama Bizans’tan gelme değildir. Bazı tarihçiler şöyle yazıyorlar, kiliseye gittim, kilise müziği dinledim, bizimkiyle aynı müzik. Demek ki Kilise müziği, Bizans müziği, Türk müziği aynı müziktir diye yazıyorlar. Günümüzün İstanbul Kilise müziği ile benzerliklerin olması, Türk müziğinin Bizans’tan geldiğini göstermez. Bu konu makam analizi, ses analizi, sistem analizi bilmeyi gerektirmektedir. Analiz yaparak her iki müziği inceleyenler, bu müziklerin aynı müzik olduklarını söylemiyorlar. Ben de onlara katılıyorum, ama benzer veya akraba olduklarını da inkâr etmiyorum.

Türkiye'nin Acil Gündemi: Özgürlük ve Demokrasinin Tesisi

24 Ekim 2022
Kabul edelim ki, son yıllarda temel hakların korunmasıyla ilgili sorun sadece siyasî ve idarî kadroların ortak yarar ve adalet amacından sapmalarından değil, yargının meslek mensuplarının da artık iyice göze batan ehliyet ve liyakat noksanından da kaynaklanmaktadır.

Okul Tıraşı

24 Ekim 2022
İnsanları yönlendirmede, biçimlendirmede ve beyinleri yıkamada genel anlamda eğitim sistemi, özel anlamda da öğretmen çok etkili araçlardı. Yeni bir toplum ve yeni bir kültür evreni yaratmayı arzulayan modern devlet istediği tarzdaki vatandaşı fordist bir düzenekte fabrikasyon olarak üretmek durumundaydı. Bunun için zorunlu okul sistemi biçilmiş kaftandı. Ulusa bir gelenek icat edilmeli, tarih kurgusu oluşturulmalıydı. Semboller, ritüeller, kurallar geliştirilerek, sivil bayramlar yaratılarak Jean-Jacques Rousseau'nun sivil din dediği seküler bir dinin simgesel boyutu da inşa edilmeliydi.

Özneden Nesneye Bireyden Kitleye İnsan

22 Ekim 2022
Ortak din, kültür ve diliyle tek bir millete dönüşen kitle, ötekisiz bir dünya oluşturuyor. Bu aslında kendinden yoksun kalmaktan daha beterdir. Bütün ötekilerin ötekiliklerinin ellerinden alınıp kitleye dâhil edilmesi, insanlığın yok edilmesine eş değer bir yok oluştur. Böylesi bir teklilik içinde ne rekabet ne mücadele ne çıkar çatışmalarından bahsedebiliriz. Düşmanlıkların dahi yok olmasıdır bu.

Gerçeğin Hakikati Örtmesi

16 Ekim 2022
Bu bağlamda “mevcut, var olan, gerçek” üzerinden kendisini üreten bilim; çağın insanı için mutlak hakikat noktasında ele alındığında kendisiyle çelişip çatışan bir araca dönüşür. Bu durumu modern insanın “tanrı öldü deyip sonra beşeri aklı tanrılaştırmasında” açık biçimde görürüz. Mutlaklaştırılan şeyin tanrılaşıp putlaşması yani bilimin putlaştırılması, bilimin ontolojisi ile kendi iddiası ile çelişir. Bu da insanın bilim vasıtası ile mutlak hakikatle çatışmasını doğurur.