DÜŞÜNCE

Bugünden Fuad Köprülü'ye Bakış

28 Haziran 2020
Türkiye’de sosyal bilimlerin kurucusu sayılan Fuad Köprülü hangi sosyolojik arka planda yetişti? İktidarın gücüne neden sırtını yasladı? İktidarla ilişkileri görüşlerini nasıl etkiledi? Türk Edebiyat tarihine önemli katkıları neler? Prof. Dr. Mustafa İsen Köprülü’nün hangi görüşlerini eleştiriyor? Köprülü, neden Divan edebiyatına olumsuz yaklaştı? Bu konudaki görüşlerini sonradan değiştirdi mi? Köprülü Atatürk’ün tarih tezine karşı çıktı mı? Köprülü'yü bugünden bakarak nasıl değerlendirebiliriz? Bu söyleşide Mustafa İsen ve Ayhan Pala bu sorulara cevap bulmaya çalışıyor.

Hangi Finans Sistemi Daha Güçlü Sizce

21 Haziran 2020
toplumsal hizmetin kişi ya da firmaların değil devletin işi olduğu ileri sürülebilir. Evet doğrudur; pür kapitalist anlayış bunu gerektirir ama islam ekonomisinin yaklaşımı kısa vadeli ve bireysel değil, uzun vadeli ve toplumsaldır. İslam ekonomisi bu yüzden tamamlayıcı değil alternatif olmalıdır. İslam ekonomisi kendisini kapitalist kavramlarla izah etmeye çalıştığı sürece, ki günümüzde maalesef böyledir, sürekli güdük kalmaya mahkumdur. İslam ekonomisini kapitalist bir yaklaşımla izah bir zaafiyet, hatta komplekstir

GENETÜK -VII- Biz Sivil Toplumu Yine Konuşamadan... (*)

20 Haziran 2020
Demokratikleşme konusundaki en temel handikapımız, serbest muhalefete ve gerçekten sivil örgütlenmelerin oluşumuna imkân vermeyen otoriter bir statükonun cenderesinden kurtulamamış olmamızdır. Türkiye'de serbest seçimler yoluyla iktidârın el değiştirdiği neredeyse hiç görülmemiştir. DP, AP, ANAP ve AK Parti'nin serbest seçimler yoluyla iktidâra gelmesi, sadece görünüşte bunun örneğini oluşturuyor. Bu partiler, otoriter bir dönemin demir zırhı altında bunalmış halk kitlelerin bir kurtuluş umuduyla iktidâra taşıdığı partilerdir ve halkın desteğini, katıldıkları seçimler öncesindeki despotik kudretin nobranlıklarından devşirmişlerdir

İstanbul’un Fethinin Bilinmeyenleri

17 Haziran 2020
Medeniyet tarihinin bütünlüğünü kavramayanlar, İstanbul’un Fethini bir Müslümanlık ve Hıristiyanlık çarpışması derecesinde küçültebilirler. İstanbul’un Fethi de o zamanki insanlığı bir çıkmazdan kurtarmış, medeniyete yeni ufuklar açmıştır. İstanbul’un Fethi, tarih yolu üstüne kâbus gibi çökmüş bir cesedin (Bizans’ın) kaldırılması, Bizans çöküntüleriyle tıkanmış medeniyet yollarının Tüm İnsanlığa yeniden açılmasıdır.

Mısır’ın Menderesi: Muhammed Mürsi

17 Haziran 2020
Muhammed Mürsi her yönden kuşatılmıştı. Asker, medya, sermaye ve evet dış güçler… Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Birleşik Devletler namına operasyonu yürüttü. Bu bölgesel kuşatmayı yarmak amacıyla Mürsi’nin Katar ve Hamas’la kurduğu ilişkiler ise ileride “casusluk”tan yargılanmasına yol açacaktı. Mısır’da medya Mürsi’yi daima karaladı, onun açıklarını aradı. Geçenlerde bir Mısır televizyoncusu Donald Trump’ın medya ile kavgasını halka anlatabilmek için “Medya Trump’a aynen bizim Mürsi’ye davrandığımız gibi davranıyor, hep açıklarını arıyor” dedi.

Bir Tartışma Vesilesiyle Yüzyıllık Hukuksuzluğumuz (II)

17 Haziran 2020
Modern Türkiye’nin hukuk sisteminin gelenekçi bir yapıdan çıkarak nasıl bu hale geldiğini ancak tarihi seyrini izleyerek anlayabilmek mümkündür. Bu kısa yazıda Türk Hukuk tarihini sadece ana çizgileriyle dahi hakkıyla ele almak imkanı olmamakla birlikte, bilineni hatırlatmak babında bu tarihe hızlıca göz atmak da bir zorunluluk gibi durmaktadır. O sebeple, hiç detaya girmeden, sadece birer cümleyle ilk Türk topluluklarının hukuk anlayışından bugünkü hukuk sistemine nasıl gelindiğine işaret etmek gerekir.

Bir Tartışma Vesilesiyle Yüzyıllık Hukuksuzluğumuz (I)

17 Haziran 2020
Tartışılan ana mesele hukuk öğretiminin[4] kalitesi sorunudur. Tartışmada nicelik ve niteliksel açıdan bu soruna yol açan etkenler üzerinde durulmuştur. Bunlardan bazıları, hukuk fakültelerinin sayıca çokluğu, taşrada açılmış olmaları, hukukçu öğretim üyesi sayısının yetersizliği, kalitesi, hukuk fakültelerinin hukukçu olmayan dekanlarca yönetilmesi, hukuk eğitimi ideolojisi / felsefesinin yanlış temellendirilmesi gibi konulardır. Gündeme gelmesi ise, Gözler’in, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, hukuk felsefesi kürsüsüne ilahiyatçı bir öğretim üyesi atanmasıyla ilgili bir makale[5] yazmasından sonra, gelen tepkiler / katkılar üzerine, yeni bir makale[6] daha yazıp, Türkiye’deki hukuk fakülteleri dekanlarının envanterini çıkararak, aktif 73 hukuk fakültesinden 20’sinin (% 27,39) dekanının hukukçu olmadığı tespiti üzerinden bazı eleştirilerde bulunmasıyla olmuştur.

Bazı Facebook ve Twitter hesaplarının Kapatılmasını Nasıl Yorumlayalım?

14 Haziran 2020
Twitter, 12 Haziran Cuma günü, devletlerin güdümünde “enformasyon operasyonlarını” yaptığı tespit edilen 32.242 hesabı kapattığını açıkladı. Bunların 23.750’si Çinlilere, 1.152’si Ruslara ve 7.340’ı Türklere ait hesaplardı. Acaba Twitter fikir özgürlüğüne müdahale mi etmiş oldu?

Samimiyet Testinden Topluca Sınıfta Kaldık

13 Haziran 2020
Türkiye de biz sosyal bilimciler -ki istisnaları elbette vardır- tipik kargocular gibiyiz. Bir konuda yazılan kitap veya makalelerin çoğunda, bir yerden alıp bir yere taşıma vardır. Çoğu kez gördüğünüz alıntılara boğulan bir metindir. Biz Hume Locke, Descartes hakkında konuşur ve yazarız ancak bunlar yeni bir şey söylemekten çok, söylenmiş ve yazılmış olanı tekrar etmekten ibarettir.  Ayıp ve yazık!

Çocuk İşçiliğine Tarihsel Bakış

12 Haziran 2020
Hamile kadınlara doğum izni dahi verilmeyen kuralsız ve insafsız bu düzende, fabrikalarda erken ve ölü doğumlar yaşandı. 6-7 yaşındaki çocukların dahi karınlarını doyurabilmek için çalışmak zorunda kalması sefaleti pekiştirdi. Kadınlar ve çocuklar ağır sanayide acımasızca çalıştırıldı. 10 yaşın altındaki çocukların emekleri madenlerde sömürüldü. Pamuk atıklarını makinaların altından toplamak için 4-5 yaşlarındaki çocukların dokuma fabrikalarında 12 saate kadar çalıştırıldağı bir düzen, insafsız bir dönem yaşandı bu dünya tarihinde.