FELSEFE

Kurgusal Akılcılık Hastalığı

09 Eylül 2026
Kurgusal akılcılık hastalığı, felsefi bir metafor olarak, aklın kendi ürettiği kurguları gerçekliğin kendisi sanması, bu kurguları mutlak ve değişmez doğrular haline getirmesi durumunu ifade eder. Bu, basit bir “yanlış inanma” değildir; aklın kendi araçlarını (kavramlar, sistemler, anlatılar, modeller) ontolojik gerçeklikle karıştırması, yani araçların amaç haline gelmesidir.

Devletin En Sevmediği İnsan Tipi, Bir Şey İstemeyendir.

23 Ağustos 2026
Diogenes, ihtiyaçlarını asgariye indirmiş, devletin ve toplumun sunduğu tüm statü, zenginlik ve güvenlik vaatlerini reddetmiştir. Büyük İskender’in “Benden ne dilersin?” sorusuna “Gölge etme, başka ihsan istemem” demesi, tam da “fiyatı olmayan insan” figürüdür. Kinikler için isteklerin azalması, özgürlüğün artmasıdır; devlet ise insanı istekleri üzerinden zincirler.

Hak, Hukuk, (Hakikat), Adalet ve İktidar “Kuvveleri” İle Kuvvetleri Arasındaki İlişkiler-2

17 Mayıs 2026
Hak ve adalet ilişkisi, hak kavramı pozitif tanımlamalarla açıklanamaz! Bunların bunun yerine negatif ontoloji temelinde, haksızlık deneyiminden doğan bir güç mücadelesi olarak ele alınması gerekir.

Hak, Hukuk, (Hakikat), Adalet Ve İktidar Kuvveleri Arasındaki İlişkiler-1

26 Nisan 2026
Hak ile hakikat arasındaki bağ koptuğunda hukuk araçsallaşır, adalet ise güç ilişkilerinin gölgesine girer. Hak, hukuk, adalet ve iktidar arasındaki gerilim hattını etimolojiden felsefeye uzanan bir izlekle analiz eden bu çalışma, modern dünyanın akıl tutulmasını doğuran kavramsal kırılmaları teşhis etmeyi hedefliyor.

Düşüncenin Ahlâkı: İyi, Doğru Ve Güzel Düşünme

13 Nisan 2026
İnsan zihni, hakikati arayan bir araç olduğu kadar, ondan kaçmanın da ustasıdır. Bu ikilem, insanı hem bilginin peşine düşürür hem de yanılsamalara sürükler. Kötü düşünme yalnızca bir hata değil, çoğu zaman yarı bilinçli bir tercihtir. Bu tercihin sonuçları ise yalnızca bireysel değil, toplumsal ölçekte de yıkıcıdır.

Yeni ve başka türden bir siyasal anlayış/davranış biçimi mümkün mü?

03 Nisan 2026
Post modern zamanlarda, Tarihsel ve toplumsal gerçeklik alanları bize şunu gösteriyor; bugüne değin siyasal sorunları çözmek için ortaya konulan ve siyasi reçeteler içeren tüm siyasal yaklaşımlar/paradigmalar iflas etmiş halde ve bu konuda yeni bir paradigmal yapılanmaya ihtiyaç var.

Kimlikler Lütfen - 1

06 Şubat 2026
Bu yazı dizisinde toplumsal kimliklerin aslında bireysel ihtiyaçlar, istekler bağlamında değil de toplumsal yapının politik dolayımı olan iktidar aygıtının ihtiyaçları sonucunda ve ona hizmet etmek adına ortaya çıkarıldığı tezini gerekçelendirmeye çalışacağım.

“Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” yaşamayı niye beceremiyoruz?

29 Ocak 2026
Bütün kurallar ve otoriteler akletmeyenler ve erdemsizler/ahlaksızlar içindir. Nerede, ne zaman, nasıl davranması gerektiğini bilen/akleden erdemli bir insanın ne norma/kurala ne de tepesinde duracak ve ne yapması gerektiğini ona buyuracak bir efendiye ihtiyacı vardır.

Akademi ve Felsefenin Hali

19 Ekim 2020
Hususiyetle Türkiye'de Darülfünun eksenli felsefe hegemonyası; Carnap ve Husserl yani mantıkçı pozitivizm ve fenomenoloji çizgisindeki felsefeye kadar gelebilmiş, Kant'ın “son peygamber” söylevlerini ise “son naslar” olarak kabul etmişlerdir. Bu durum, 20. yüzyıldaki devasa felsefi birikimi (Heidegger, Derrida, Foucault, Baudrillard, Deleuze, Habermas, Gadamer vb.) görmezden gelmelerine veya ıskalamasına yol açtı. Postmodernizmi bir kısmı anlama gereği bile duymayarak bir kısmı yanlış anlayarak yanlış anlaşılmasına da katkıda bulundular. Aynı sorunu 21. yüzyılda yaşayacak olan Türk Felsefe akademisi, felsefeyi çağın ruhu bağlamında anlamayacak