DÜŞÜNCE

Kayıtsızlık Çağı

04 Ocak 2026
Özellikle umursamaz kalabalıkların kişisel bağlamda haz, konfor ve güvenlik dışında kalan ne varsa onlara karşı kayıtsız tutumları, bunun giderek daha da belirleyici olması nedeniyle bu çağ en çok da Kayıtsızlık Çağı olarak adlandırılmayı hak eder. Bu çağda insanlık bilim, teknoloji, sanat ve ekonomide zirvedeyken; adalet, vicdan, erdem açısından dip noktadadır.

Transhümanizm & AI: İblis’in İnsanlığa İlk Vaadi

03 Ocak 2026
Yarın, hiç olmadığı kadar korkunç sırlar saklıyor artık. Bir zamanların kıyamet alametleri şimdinin gelecek senaryoları ile kıyaslanamaz bile. YZ gerçekten ne kadar hızlı ilerliyor? Süper YZ'nin robotlar ile birleşmesi ve süper yapay zekanın ayaklarının yere basması bizim için ne anlama geliyor?

Tekerrür, Tarihin Bir Rutini İse, Gelecek Çoktan Yaşanmış Demektir

02 Ocak 2026
İnsanlığın hayata dair bütün yaşanmışlıkları bir tekerrür boyutuna geldiğinde, bundan böyle bütün yaşanacakların da bu yaşanmışlığın bir devamı olduğu gerçeği üzerinden hareket etmeliyiz. Gelecekte yaşayacaklarımızın geçmişte yaşadıklarımızdan farklı olmayacağı bilgisinden bahsediyorum.

Seküler Kentte Öznelleşen Dindarlık: Anlam ve Maneviyat Arayışı Olarak Din

01 Ocak 2026
Dijitalleşen gündelik hayat, insanın yakınlık ve aidiyete özgü ruh ve anlam taşıyan ritüellerini yok ediyor. Bugün dini anlam ve bağlılığın en önemli sorunu, artık bir geleneği aktaracak ve yenileyecek ritüellerinden uzaklaşmış bağlamsız bir maneviyat sarmalına maruz kalmasıdır.

Laiklik Neyin Teminatıdır?

30 Aralık 2025
Herakleitos’un dediği gibi, yaşam sürekli bir devinim hâlindedir. Mevlânâ’nın ifadesiyle, “Dün dünde kaldı; bugün yeni şeyler söylemek gerekir.” Buna rağmen, zihinlerin hâlâ aynı tarihsel, sosyolojik ve coğrafi koşullarda sabit kaldığını varsayanlar; çocukluk döneminde telkin yoluyla öğretilen “mutlak hakikat” üzerinde herkesin uzlaşabileceğine inanırlar.

Nekropolitik Şiddet-2: Yavaş Ölüm ve İslam’ın Anti-Nekropolitik Dünyagörüşü

24 Aralık 2025
Batı nekropolitiğinin bir diğer kaynağı, Hegelci tarih anlayışı ve Oryantalist çerçevelerdir. Hegelci tarih anlayışı, Avrupa'yı rasyonalite, ahlak ve medeniyetin zirvesi olarak konumlandırırken, Batı dışı toplumları durağan, geri veya irrasyonel olarak görür. Edward Said'in analiz ettiği Oryantalizm, bu mantığı bilgi üretimine taşır: "Doğu" kaos, despotizm ve düzensizlik alanı olarak inşa edilir ve Avrupa'nın müdahalesini meşrulaştırır. Bu epistemik hiyerarşi, nekropolitik şiddeti meşrulaştırır: "daha az medenileşmiş" veya "öteki" olarak tanımlanan topluluklar ‘insandışılaştırır/dehumanize’ edilir ve yapısal olarak öldürülebilir kılınır. Gazze, modern savaş mantığı ve sömürgeci bilgi üretiminin mirasını gösteren somut bir örnektir.

“Eğitim Şart” Demek Yetiyor mu?

22 Aralık 2025
Söylemde erdemi, hakkı, hukuku, helali ve hoşgörüyü kimseye bırakmazken, pratikte bunun tam tersi uygulamalara her gün şahit olmaktayız. Özeleştirinin bir davranış biçimine dönüşebilmesi için, okul programlarında bu alana yönelik etkinliklerin artırılması gerekiyor.

İnsan haklarının kaynağı nedir?

11 Aralık 2025
İnsan onurunun bunun ötesinde daha açık olarak neyi ifade ettiği belli değildir. İnsan onurunun ne anlama geldiğini adeta herkesin kendi sezgisel anlayışına bırakan bu belirsizlik karşısında şu iki sonuçtan birisine varılabilir. Birincisi, insan onuru kavramı insan haklarının bir temeli olmak için yeterli açıklığa sahip değildir; yani insan haklarının kaynağının insan onuru olduğunu söylemek anlamsızdır. Ya da, ikincisi, insan onuru yukarıda kısaca tartışılan insanî varoluşun biricikliği ve üstünlüğüyle ilgili bütün fikirlerin anlamını kendisinde toplayan kuşatıcı bir kavram olmak itibariyle insan haklarının kaynağı olarak görülmelidir.

Türkiye’de politika ve propaganda olarak "etnosentrizm"

08 Aralık 2025
Bu makale, Türkiye’de etnosentrizmin rasyonel kaynak rekabetinden ziyade, sosyal kimlik ve otoriter kişilik yapısının gerektirdiği sembolik ve moral üstünlük arayışıyla nasıl işlediğine dair yeni bir tahlil sunmayı amaçlamaktadır.