DÜŞÜNCE

Kur’an’ı Tarihin Akışında Anlamak Ne Demek?

30 Mart 2022
Bu dönemi iktidar-güç ilişkileri bağlamında değerlendirecek olursak Mekke’nin eşrafı, şehir devletinde iktidardadır ve gerçekten güçlüdür; Hz. Muhammed ve taraftarları ise muhalefette ve maddi açıdan zayıf manen güçlüdür. Sonuçta maddi güç baskın çıkmış, zayıflar Mekke’den tahliye olmuştur, ancak yurduna veda edenken bilgiye dayalı güçlü bir bilinci kuşanmışlardı. Mekke devri şunu öğretmiştir: Bilgi bilinçten, bilinç pratikten önce gelir. Sonuç olarak Kur’an, vücut bulduğu ortamla sınırlıdır; lakin orada olan ve orada kalan (olmuş bitmiş tarihsellik) değil, orada olan ve buraya gelen (tekrar eden tarihsellik) bir vahiy ürünüdür. Sorun tam da bu noktada çıkıyor. Oradaki hali aktaran Kur’an’ın bugün için ne anlama geldiği, Kur’an’ın nasıl anlaşılacağı; Mushaftaki kelâmullâhtan bugüne neyin, nasıl alınacağı, kısaca onun bugüne neler verebileceği?... Müslümanlar, bunları ciddi düşünmeye başlayalı çok oldu.

Rus-Ukrayna savaşında iki farklı dünya algısı çarpışıyor

20 Mart 2022
The New York Times gazetesinde Ezra Klein'ın, 15 Mart 2022’de, Ukrayna üzerine 6 kitabın yazarı, Yale üniversitesi hocası, tarihçi Timothy Snyder ile yaptığı röportajdan bazı satır başlarını çevirdim ve röportajı değerlendirdim.

Eşek, İnsan ve Eşeklik Üzerine

17 Mart 2022
Eşekler de bazı insanlar gibi kanaatkârdır ve az yiyecekle çok iş yaparlar. Taşıyabilecekleri yükün de adeta sınırı yoktur. Bu durumu George Orwel’ın Hayvanlar Çiftliğindeki eşeği veciz bir biçimde şöyle ifade eder: “Ne iş verirseniz iki katını yaparım.” Bu söz insanoğlunun tarih boyunca başarısının sırlarından birini de ortaya koyar. Söz konusu başarı “ ne iş verilirse iki katını yapan” isimsiz kahramanların eseridir. Bu noktada emek-ücret ilişkisinin trajik diyalektiği devreye girer. Bu isimsiz, fedakar kahramanlıkların diğer yüzünde tufeyliler/asalaklar/parazitler/yüzsüzler/soytarılar vardır. Daha hazin olanı bu fedakarlıklarının yorumunun insan dilinde eşeğe referansla yapılmış olması ve emeğin aşağılamaya dönüşmesidir.

İnsanca Yaşamın Öznesi Hangi İnsandır?

13 Mart 2022
İnsan olmanın tüm değerlerin önünde ve üstünde oluşunu ahlaki ve sosyal bir hedef haline getirmek de bir çeşit inanç ve ahlak biçimidir. Pek tabii ki bu da mümkündür. Ancak burada mesajın kaynağında aynı zamanda şu ifade edilmez: “Biz yeni bir dini ya da ahlaki öğretiyiz. Ve tek kutsalımız, en büyük değerimiz, asgari müştereğimiz, idealimiz ‘insan’dır.” Bu ifade daha önce de ifade ettiğimiz gibi inanç, kültür ve ahlak anlayışlarından bağımsız ve üstte konumlandırılır. Dolayısıyla da yeni bir öğreti-inanç olma iddiasında olmaksızın tüm insanlık tarafından kabulü talep edilir.

Eleştiri Gerek de Özeleştiri Gerek Değil mi

11 Mart 2022
İktidar seçkinlerinin yönetim erki ve birbiriyle ilişkileri de yine bu güç ekseni etrafında tezahür ediyor. Asker/tüccar/medya/sanat dünyası/bilim dünyası/fikir dünyası /spor dünyası ve hatta katılımcı demokrasinin olmazsa olmazları olan sivil toplum kuruluşları bu güç ekseniyle ilişkileriyle bir konum almak zorunda kalıyor ya da zorunda hissediyor. Yönetici seçkinlerle diğer seçkinlerin ilişkileri, böyle bir süreçte ister istemez erki tahkim etmenin aracına da dönüşüyorlar.

Kalbim Karar Tutmuyor

10 Mart 2022
Sohbet ettiğiniz insandan kalbiniz etkilenir. Kendisiyle konuşmasanız bile aynı mecliste bulunduğunuz insanlardan kalbiniz etkilenir. Gözden ve kulaktan kalbe akan her şey onu etkiler ve değiştirir. Adını andığınız kimseler bile kalbinizde iz bırakır. O halde güzel insanlarla düşüp kalkmalı, güzel insanları anmalı, kalbi kirden ve isten korumaya çalışmalı... Yine de üstüne düşerek parlaklığını azaltan gölgeleri, tozları her saat değilse bile hiç olmazsa her gün silmeli, onu pırıl pırıl yapmalı...

Sezen Aksu/Vicdanla Bir Dil Kurmak

06 Mart 2022
O; çağının şahidi bir ozan olarak bu toprakların kültür tarihinde Karacaoğlan, Aşık Veysel, Neşet Ertaş gibi yerini aldı. O yerden hâlâ şarkılarıyla acılarımıza, çelişkilerimizin açtığı yaralara, vicdani muhasebelerimize ayna tutmaya devam ediyor; bizi, görmeye ve gördükten sonra da umut etmeye davet ediyor. Bize de aynaya dikkatlice bakmak, payımıza düşeni almak ve onun bu şahitliğinin altını çizmek düşüyor.

Batı'nın Bireyi Anadolu'nun Ferdi

04 Mart 2022
Batıda Kilise bireyin oluşumuna izin vermiş, ama onu kendisi ile göbekten bağlı bir şekilde oluşturmuştur. Bireyin kilisenin (ve toplumun) dışında varlığı tanınmaz. Dolayısıyla Batıda birey Kilisenin mensubu olarak kimlik (bireylik) kazanır. Buna karşılık Anadolu Mayasında birey topluma göre tanımlanmaz. O ferttir, yani kendi başına var olabilen bir bütünlüktür. Toplum fertlerden oluşur. Fert münferit (kendi başına, ayrı) olarak var olabildiği halde, birey bir sayma birimidir ve iki’ye ihtiyaç duyar. Bir ile iki arasında bir aynılık vardır, ikisi de sonuçta bir sayıdır. Böylelikle Batının anlayışına göre fert oluşmaz; kendine sürekli olarak toplum içinde yer arayan bir “bölünmeyen” olmanın ötesine geçemez. Fert ise kendi başına varolur.

Ukrayna’da “Kırmızı Pazartesi”

02 Mart 2022
Fail Rusya, yakın bir gelecekte tarihten silinircesine bir yok oluş hikâyesinden kurtulmak için böylesi bir savaşa girmek zorunda kaldı. Çar Putin’in “başka çaremiz yoktu” ifadesi savaşın tek meşruiyet gerekçesi olarak tarihe geçti. 20. yüzyılın ikinci yarısındaki ihtişamlı günlerine duyduğu özlemi Gürcistan, Kırım ve Donbass’ta göstermekten imtina etmedi. Çocuğun elindeki son oyuncakları almak istemeyen Batı bu operasyonlar karşısında vurdumduymaz kınamaların ötesine geçmedi.